KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/19486 E., 2016/13697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ... Menteşoğlu'nun gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kızının eşi ile birlikte şirket kurup, gerekli sermaye akışı için kendisinden borç para istediklerini, muhtelif tarihlerde havale yoluyla davalı kızına borç para gönderdiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine başlattığı takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, havale makbuzunda paranın borç olarak gönderildiğine dair bir kayıt olmadığından ödünç ilişkisini ispatlamaya yeterli olmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemeyeceği, davalının savunmasının gerekçeli inkar niteliğinde olup, davacının bu parayı ödünç olarak gönderdiğini ispatlaması gerektiği, tarafların baba-kız olmaları nedeniyle dinlenen tanıkların, kendilerini bildiren tarafı doğrulayacak şekilde beyanda bulundukları, davacı tanıklarının, zaman, yer ve olgular itibariyle ödünç iddiasını tam bir açıklıkla ortaya koyamadığı,
davacının dava dilekçesinde vs. deliller demek suretiyle yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, davacıya hatırlatılan yemin teklifi karşısında davacının yemin teklifinde bulunmayacağını beyan ettiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine, takipte davacının haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, İcra ve İflas Kanununun İİK’nın 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre. “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir”.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre,alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi,açıkça,takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece, davalının bu istemi hakkında red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.nun 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/19486, K. 2016/13697, 30 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama