KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/29190 E., 2016/20499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ile davalı ... avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat .... ile davacı vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava; vekalet görevini kötüye kullanılması sebebine dayalı tazminat istemin ilişkindir.
Mahkemece, vekil olan davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığı benimsenerek bu davalı yönünden davanın kabulü ile 288.412,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline, aynı taşınmazda hissedar olan diğer davalı ...'nın ise kendisine en uygun şartlarla taşınmazı satın almasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bilerek davacının zararına hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, kendi menfaatine uygun olacak şekilde hareket ederek taşınmazı daha düşük bedelle satın almasının kendisinin sorumluluğunu gerektirmeyeceği kabul edilerek bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre davalı vekil ile davalı alıcının baba kız oldukları davalı alıcının aynı zamanda davaya ve satış sözleşmesine konu taşınmazın hissedarlarından olduğu, alıcının babası ve davacının vekili olan Savaş'ın kızı olan diğer davalıya satış tarihindeki rayic değeri 288.412,00 TL olan davacı hissesini 19.550,00 TL satış bedeli ile sattığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı ve davalı ...'nın taşınmazdaki davacı hissesini gerçek değerine göre çok düşük bedelle satın alması hususları mahkemenin ve sayın çoğunluğun kabulündedir.
Vekil ile sözleşme yapan kişi vekilin kızı olup, aynı zamanda sözleşmeye konu taşınmazın hissedarlarından da birisidir. Taşınmazın gerçek değerini bilebilecek durumda olduğu gibi diğer davalı olan babasının belirlediği satış bedelinin de taşınmazdaki davacı hisselerinin gerçek değerine göre çok düşük olduğunu da değerlendirebilecek durumdadır. Bu durumda vekil ile sözleşme yapan üçüncü kişinin el ve işbirliği içerisinde olduğunun, bunun sonucunda da kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Vekil ile karşı tarafın iş ve elbirliği içerisinde sözleşme yapmaları halinde, vekil edenin yapılan sözleşme ile bağlı sayılmayacağı hususu kuşkusuz olduğu gibi; uğradığı zararını da her ikisinden müteselsilen isteme hakkı da bulunmaktadır.
Yüksek 1. Hukuk Dairesi'nin 28/05/1974 tarih ve 4999 E. ve 3691 K. sayılı içtihadında da belirtildiği gibi .... davalılar aralarındaki yakınlıktan ve birlikte hareket etmelerinden ötürü davacının uğradığı zararı ortaklaşa ve zincirleme olarak ödemek durumundadır.
Zararın ödenmesi, önce şeyin geri verilmesi, buna olanak yoksa şeyin bedelinin hüküm altına alınması suretiyle olur. Olayla taşınmaz hissesi vekilin kızı olan diğer davalı alıcı tarafından dava dışı bir başka kişiye satılmış olup, tapu iptali tescil davası açılarak geri döndürülmesi olanağı kalmamıştır.
Bu durumda alıcı konumunda bulunan davalı ...'nın da davacı tarafın zararlarından ortaklaşa ve zincirleme olarak sorumlu olduğu benimsenerek bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar vermesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu ve hükmün bu nedenle bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılamıyoruz.07.11.2016
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/29190, K. 2016/20499, 7 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama