KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/41738 E., 2017/7247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kulüp ile aralarında 04.08.2013 başlangıç ve 31.05.2014 bitiş tarihli profosyonel futbolcu sözleşmesi bulunduğunu, 52.366 TL ücret alacağının ödenmediğini, bunun tahsili amacıyla başlattığı takibin 33.080 TL lik kısmına davalı kulübün itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kulüp vekili, davacı hakedişinin 206.160 TL olup ödemeler ve verilen para cezalarının mahsubu ile davacı alacağının 19.286 TL olduğunu beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 28.05.2015 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kabulü ile ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15092 sayılı dosyasına yapılan itirazın 33.080 TL üzerinden iptali ve takibin bu miktar üzerinden devamına, şartları oluşmadığından tazminat talabenin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra- inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın yargılamayı gerektirmemesi veya muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7.maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/41738, K. 2017/7247, 9 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama