KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/7511 E., 2016/19334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl davada; reçete tutarları ödenmemiş olduğundan dolayı davalı hakkında yapılan icra takibine davalının itiraz etmiş olması nedeniyle itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, birleşen davada ise 20.490,23 TL reçete bedelinin ödenmediğini ileri sürek davalı kurumdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı, asıl dava ve birleşen davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dosyasının 08/10/2013 tarihinde müracata bırakıldığı, aradan üç aydan fazla geçmesine rağmen taraflarca takip edilmediğinden, davanın ve birleşen davanın HMK.’nun 150 ve müteakip maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece asıl dava ve birleşen dava için vekalet ücreti yönünden ayrım yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır.
Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleştirilen dava dosyasının tarafları, iddia, savunma özeti, delilleri kararda belirtilip, değerlendirilip, asıl ve birleşen her bir dava için kararda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Mahkemece tek bir vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'un 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/7511, K. 2016/19334, 25 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama