KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/14941 E., 2018/8159 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı müteahhidin inşaa ettiği 118 nolu daireyi 19.8.2008 yılında satın aldığını, ancak 200 açık ve 200 kapalı otopark taahhüdünün yerine getirilmediğini ileri sürerek, aynen teslimine mümkün olmazsa uğradığı zararın tesbiti ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazı dava dışı üçüncü kişiden satın aldığından ve taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığından, davalının taraf ehliyeti bulunmadığından pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile davacının satın aldığı dairede oluşan değer kaybının ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacının dava konusu daireyi dava dışı ...'dan tapuda devir aldığı dosyadaki tapu kayıt örneğinden anlaşılmaktadır.
İmalatçı-üretici kavram ve sorumluluğu 4077 sayılı yasanın 3 ve 4.maddelerinde düzenlenmiştir. TKHK nun 4/3 maddesine göre; İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10.maddenin 5.fıkrasına veya 10/B maddesinin 9.fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Hal böyle olunca, imalatçı-üretici durumunda bulunan davalıya husumet yöneltilebilir. Mahkemece, bu nedenle davalı yönünden yukarıda açıklanan şekilde işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın husumetten reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/14941, K. 2018/8159, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama