KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/2 E., 2018/6292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemisi Sıfatıyla
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan taşınmaz satış sözleşmesi ile daire satın aldığını ancak ... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2012/7 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdaki eksik ve kusurların giderilmesi için gerekli masrafların tespit edildiğini ileri sürerek tespit giderlerinin ve raporda belirtilen onarım masraflarının tahsili için başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddi karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, eldeki dava ile satın aldığı konutta ayıplı ve eksik imalatlar nedeniyle oluşan zararın ve tespit masraflarının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece Davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de ayıp ihbarı defi niteliğinde olup davalı tarafından ileri sürülmediği halde mahkemece resen dikkate alınarak bu davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. HMUK.un 74 ve 75.maddeleri hükmü gereği, hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlıdır. Tarafların söylemediği,iddia etmediği bir şeyi resen nazara alamaz.
Böyle olunca mahkemece davada esasa girilip taraf delilleri toplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/2, K. 2018/6292, 28 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama