KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/21591 E., 2016/19583 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, 13.11.1998 tarihli sözleşme ile davalı ...'ye 2.500,00 TL kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmediği gibi ihtarında sonuç vermediğini ileri sürerek 45.283,51 TL'nin temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmeyen taksitlerin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ...’a dava dilekçesinin tebliği amacıyla çıkartılan tebligat iade döndükten sonra, davalının başka bir dosyada tebligat yapıldığı belirtilen adresine Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılmasına karar verilmiş olup, bu tebligatın yapıldığı ... gelen çıktı belgesinden anlaşılmakta ise de, tebligatın parçası dosyada bulunmamaktadır.
Bu durumda davalıya çıkartılan tebligatların geçerli sayılmasına usulen olanak yoktur. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre de, mahkeme dava dilekçesine karşı savunmasını bildirmek üzere davalıyı kanunun gösterdiği şekle uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece, davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliği yapılarak taraf teşkili sağlanıp, davalı delilleri de toplandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Bozma nedenine göre davalı ...’ın sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/21591, K. 2016/19583, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama