KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/25875 E., 2017/5579 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı dava dışı maliklerin arsası üzerine yapacağı inşaatta kendi payına düşen zemin kat 8 nolu dükkanı, 27.03.2007 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vaadettiğini ve bedelini nakden aldığını, 27.01.2009 tarihinde kat irtifakı tesis edilmiş olmasına rağmen davalının vaadini yerine getirmediği gibi dükkanı 06.11.2009 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye sattığını, böylece ifa imkansız hale geldiğinden 125.000 TL taşınmaz bedeli ve 45.000 TL kira bedeli olmak üzere toplam 170.000 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL taşınmaz bedeli, 26.187,00 TL kira kaybı bedeli olmak üzere toplam 146.187,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece 24.05.2016 tarihli ek karar ile temyiz başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle davalının temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, davalı bu kararı süresinde temyiz etmiştir. Gerekçeli kararın davalıya Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği gözlemlenmekle birlikte, 35. maddeye göre tebligat yapılabilmesi için muhataba daha önce aynı adreste usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olması zorunludur. Davalının, Tebligat Kanunun 35. maddesine göre tebligat çıkartılan adresine daha önce usulüne uygun olarak yapılan bir tebligat bulunmadığından, gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olması nedeni ile davalının temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak davalının temyiz itirazları incelenmiştir.
2-Davacı, eldeki dava ile davalı müteahhitten düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı ve bedelini nakden ödediği bağımsız bölümün 3. kişiye satışı suretiyle ifanın imkansız hale gelmesi nedeniyle taşınmazın bedelinin ve kira kaybının davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinin ve bilirkişi raporunun Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, aynı adrese çıkarılan ek bilirkişi raporunun bila tebliğ iade edilmesi üzerine bundan sonraki tebligatların Tebligat Kanunun 35. maddesine göre çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunun 21. maddesi uyarıca çıkarılan tebligat parçalarının incelenmesinden, haber verildiği bildirilen kişilerin sıfatları açıklanmamış olup, bu husus Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine aykırıdır. O halde, davalıya çıkarılan tebligatlar geçerli sayılamaz.
Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre de, mahkeme dava dilekçesine karşı savunmasını bildirmek üzere davalıyı kanunun gösterdiği şekle uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece, davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliği yapılarak taraf teşkili sağlanıp, davalı delilleri de toplandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/25875, K. 2017/5579, 4 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama