KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/26604 E., 2019/12597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
336 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 5607 sayılı yasa gereğince el konulmak suretiyle muhafaza edilmek üzere muhtelif tarihlerde müvekkil şirkete bırakılan eşyaların 22.10.2011 ve 21.01.2012 tarihlerinde imha edildiğini ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı kalmak suretiyle 1.000,00 TL muhafaza ve depolama alacağının tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslah ile talep miktarını 66.580,30 TL'ye artırmıştır.
Davalı, söz konusu talebin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ortada bir alacak bulunmadığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporuna itibar edilerek, 66.580,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el konulan kaçak eşyanın depolanması ve muhafaza ücretinin tahsili isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan 16.06.2015 havale tarihli ek bilirkişi raporunda, davacı tarafından sunulan bilgi ve belgeler dikkate alınarak " 2014/146 sayılı dava dosyasında bulunan ve aslı gibidir onaylı tespit tahakkuk belgeleri ile ...Ürünleri Dış Ticaret Turizm San.Ltd.
Şti tarafından hazırlandığı görülen alacak tablosu çakıştırılmak suretiyle mükerrer olanlar ayıklanarak genel bütçeden ödenmesi gereken alacak miktarı hesaplanarak tablo halinde rapor eki olarak sunulmuştur. " şeklinde görüş bildirilmiş, raporun ekinde ise liste halinde toplam ardiye ücretinin 66.580,30 TL olduğu bildirilmiştir.
Oysa ki, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan listede toplam ardiye ücretinin 50.872,22 TL olduğu belirtilmekte olup, bilirkişi raporundaki farklılığın sebebi anlaşılamamıştır. Diğer yandan, raporda ücretlendirmenin sadece davacı tarafından sunulan listede belirtilen ücretler esas alınarak sonuca gidilmiş olması da doğru değildir.
Hal böyle olunca, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda ve davalının itirazlarını da karşılar şekilde bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/26604, K. 2019/12597, 16 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama