KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/28521 E., 2019/12143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı oto alım satım işi yapan davalıdan 22.05.2012 tarihinde araç satın aldığını, araç bedeli olarak toplamda 23.700,00 TL ödediğini, daha sonra aracın motor ve şase numaralarının üzerinde değişiklik yapıldığı gerekçesi ile araca el konulduğunu ileri sürerek araç bedeli olarak ödediği 23.700,00 TL ile fazladan ödemek zorunda kaldığı 1.600,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada davacı, ayıplı satış gerekçesi ile satış bedelini ve zararını istemiştir.
Davalının dosyadaki delillere ve beyanına göre araç alım satımını mesleki amaçla yapan galerici sıfatını taşıdığı, davacının ise mevcut alım satımda tüketici sıfatını haiz bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki ihtilafın çözüm yeri genel mahkeme değil Tüketici Mahkemesidir. Bu hususa dikkat edilmeksizin genel mahkeme sıfatıyla yargılamaya devam olunarak karar verilmesi hatalıdır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu durumda mahkemece, müstakil tüketici mahkemesi olması halinde görevsizlik kararı verilmesi aksi takdirde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, asliye hukuk mahkemesi olarak davaya bakılarak sonuçlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/28521, K. 2019/12143, 5 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama