KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/411 E., 2018/5384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dedesinden kalan taşınmazların satılması için davalıya 28.02.2005 tarihli vekaletname ile yetki verdiğini, davalının bu vekaletnameye dayanarak 15, 16, 151 ve 159 nolu parseldeki hisseleri devrettiğini, ancak bu hisselerin devrini bildirmediği gibi, satımdan elde ettiği bedelleri vermediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının bu satışlardan elde ettiği bedellerin satış tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının yeğeni olduğunu, dava konusu taşınmazların satıldığı tarihte köy muhtarı olması sebebi ile davacı ve ...'ın, aralarındaki arazi uyuşmazlığı nedeniyle kendisinden yardım istediklerini, davacı ve davacının kızkardeşi ...'ın, ... ile taşınmazların tümünün satımı konusunda 5.000,00 TL ya anlaştıklarını, ...'nin parayı kendisinin huzurunda davacıya verdiğini, bu vekaletname uyarınca devir işlemlerini yaptığını, para alımının davacı ile ... arasında olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmek suretiyle davanın kabulü ile; dava konusu taşınmazların satış tarihindeki hisse oranındaki rayiç bedeli olan 30.660,71 TL'nin satış tarihi olan 02/03/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalının vekalet görevini kötüye kullanması, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle ve davada ispat yükü vekil olan davalıda olup davalı, 28.02.2005 tarihli vekaletnameye istinaden davaya konu taşınmazları dava dışı ...'a satıp, satış bedelini tahsil ettiğine göre, bu hususta hesap verme yükümlülüğü bulunduğu ve davalı taraf bu yükümünü herhangi bir delille ispat edememiş olduğu gerekçesiyle taşınmazların satış tarihindeki rayiç bedelinin, satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesi talep sonucu ile fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla ...
2. Noterliği'nce verilmiş olan vekaletname uyarınca davacıya ait yerlerin satılması sonucu davalının elde ettiği bedellerin satış gününden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yine dava dilekçesinde harca esas değeri de 10.000,00.-TL olarak göstererek dava harcını da bu değer üzerinden yatırmış ve yargılama sürecinde de davasını ıslah etmeyerek alacak talebini sınırlandırmıştır.
Hakim iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlaya karar veremez(HMK m.26). Öyle olunca, mahkemece, davacının talebi dikkate alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, talebin aşılması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/411, K. 2018/5384, 8 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama