KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2018/5516 E., 2019/7654 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı spor kulübü ile 09.08.2012-31.05.2013 dönemini kapsayan Profesyonel Futbolcu sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye uygun olarak edimlerini yerine getirmesi nedeniyle; 2012-2013 sezonuna ilişkin olarak 120.000 Euro peşinat ile aynı sezon ağustos ayı ile 2011-2012 sezonu mayıs ayı aylık ücreti olan 10.000 Euro alacağının tahsili amacıyla yapılan ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini ve bu alacağın tahsili amacıyla takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmeye göre gerekli ödemelerin yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraflarca temyizi üzerine, Dairece, davacının itirazları kapsamında ödeme define konu kasa tediye fişleri ve çek bordrosunda yer alan açıklamar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırtılması gereğine değinilerek bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile takibe yapılan itirazın 125.000 Euro yönünden kısmen iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekir.
2-Dava, sporcu sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen ücret alacağının tahsiline yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.
İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/son maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/5516, K. 2019/7654, 24 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama