KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2018/6664 E., 2019/40 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ve dava dışı ... ile birlikte dava dışı kooperatifin yapım işini üstlendiklerini, anılan iş nedeniyle hesaplaşmaya yönelik düzenlenen 26.06.2008 tarihli protokolde davalı ...’nün dava dışı ...’a 8.500,00 TL borcu olduğunun, ...'un bu borcu ...den tahsil edeceğinin kararlaştırıldığı, davalının, dava dışı ...'a olan borcunu kendisinin ödediği ve alacağı temlik aldığını ileri sürerek 8.500,00 TL alacağın 26 Haziran 2008 tarihinden itibaren yürütülecek banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 8.500,00 TL'nin dairenin satım tarihi olan 10.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-6098 sayılı B.K.’nun 117.maddesi hükmü uyarınca muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Davacı tarafından dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmesi amacıyla yapılmış bir ihtar bulunduğu iddia ve ispat edilememiştir. Bu itibarla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması zorunludur. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis etmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7.maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/6664, K. 2019/40, 14 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama