KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2019/352 E., 2020/2657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
... Bölge Adliyesi Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının birleşen dosyada davacılar vekilince murafaasız, asıl dosyada davacı vekilince murafaa talepli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Murafaa için belirlenen günde duruşmalı temyiz eden asıl dosyada davacı vekili avukat ... ile diğer davacı ... ve diğerleri vekili avukat ... geldi. Davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması dinlenildikten sonra kararın açıklanması başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Asıl ve birleşen davada davacılar, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1681 ada, 39 pafta, 179 parselde kayıtlı sitede kat mülkiyeti sahibi olduklarını, ... Gayrimenkul İnşaat Yatırım ve Turizm A.Ş.nin, burayı yıkıp kendi projelerini yapmak için maliklerle yerlerini devretmeleri konusunda anlaşmaya çalıştığını, bu teklifi kabul etmediklerini, davalı .... ile ... Gayrimenkul İnş.Yat.ve Turz.
A.Ş, arasında organik ve inorganik bir bağ olduğunu, birbirleriyle bağlı olan bu firmalardan ... Gayrimenkulün önce bu yerle ilgileniyor gibi gözüktüğünü, ancak daha sonra riskli olduğu gerekçesiyle vazgeçtiğini, daha sonra ortaya çıkan davalı şirketin tüm maliklere 2.200.000,00 TL verileceğini söyleyerek ikna ettiklerini, 6306 sayılı kanun gereğince evlerinin riskli yapı grubunda olduğu, yakında belediyenin birim m2 fiyatı üzerinden yıkalacağının söylendiğini, ...
Belediyesinde adamları olduğunu söylenerek belediyeden zabıtalar gönderildiğini, tüm daire sahiplerinin kapıları çalınarak korku ortamı oluşturulduğunu, 19 kişinin yıkım ile ilgili evlerine gelen yazıya da güvenerek ve çekinerek herkes için eşit olduğu belirtilen 2.200.000,00 TL üzerinden devretmeye karar verdiklerini, Aralık 2013 tarihinde devir işlemlerinin gerçekleştiğini, Mayıs 2014 tarihinde ise daha evvel dairelerini devretmemekte direnen 8 kişiyle de anlaşma sağlandığını fakat bu kişilere 3.500.000 TL. ödendiğini,
aradan geçen 5 ayda bölgede herhangi bir değer artışı gözlenmediğini ve fiyatın bu derece artmasına neden olacak bir gelişme de olmadığını, kalan 9 daire için ise maliklere 5.000.000 TL teklif edildiğini, davalı şirket ilk anlaşma yapan 19 kişinin konu ile ilgili bilgisizliğinden faydalandığını ve onlarla daha düşük bir bedel üzerinden anlaşmaya varıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla miktarda hataya düşülmesi nedeniyle sözleşmenin son devreden maliklerin alacakları miktar ile denkleştirilerek aradaki 1.300.000,00 TL farkın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir. İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince, asıl ve birleşen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin kararı süresi içinde asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/352, K. 2020/2657, 25 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama