KÜNYE
(Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2013/4202 E., 2013/5423 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2013
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık ...'ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.11.2012 gün ve 2012/127 Esas, 2012/495 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:
Katılan vekilinin yüzüne karşı 27.11.2012 tarihinde tefhim olunan hükmü CMUK.nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra 07.12.2012 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık müdafiin temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
18.12.2012 günü evinden çıkarak bir süre dolaşıp gece saat 24.00 sıralarında sanığın çalıştığı lokale gelen mağdurenin, sanığın kendisine bira ve şarap içirdikten sonra zorla cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmesine karşın, soruşturma aşamasındaki beyanında eylem sırasında bağırıp yardım istemediğini, ertesi sabah sanığın uyuduğu sırada yanından ayrılarak çıktığını, sokaklarda gezerken ... isimli bir şahısla tanıştığını ve evine gidip birlikte kaldıklarını, kaldıkları süre boyunca aynı yatakta yattıklarını,
cinsel organını ağzına alıp emdiğini söylediği ve daha sonra 23.02.2012 tarihinde kendiliğinden polis merkezine giderek 4 gün önce olan olay ile olarak şikâyetçi olduğu, mahkemedeki ifadesinde ...'dan bahsetmemesi, olaydan 4 gün sonra şikâyetçi olması,
olayın ertesi günü kolaylıkla sanığın yanından ayrılıp gittiğini beyan etmesi karşısında mağdurenin zor iddiasının durumunu çevreye mazur göstermek düşüncesinin sonucu kabul edilmesi gerektiği ve eylemin zorla gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın mağdura yönelik iddia olunan cinsel istismar eyleminin TCK.nın 104. maddesinde öngörülen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması ve 5237 sayılı TCK.nın 26/2. maddesinin “kişinin üzerinde mutlak
surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” hükmü karşısında, dosya içeriğine göre, suç tarihinde 17 yaşı içerisinde olan mağdurenin rızası ile sanıkla birlikte kalması şeklinde sübut bulan eylemde, sanığın TCK.nın 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi,
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2013/4202, K. 2013/5423, 6 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama