Dava evlilik birliği devam ederken edinilen kooperatif hissesinin kendi adına alındığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil, bu istem yerinde bulunmazsa taşınmazın alımı için davalıya gönderilen katkı payının tazminat olarak tahsili isteğine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
7.10.1953 tarih, 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere; sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına satın alınması gerektiğini ve bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesi için, aralarında Medeni Kanununun 706. maddesi ( Önceki Medeni kanununun 634. maddesi) hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Böyle bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayandığından söz edilemez ve ayın (mülkiyet) iddiası dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez.
Eldeki davada, davacı resmi şekilde yapılmış belgeye dayanmadığından tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde ikinci kademedeki istek olan katkı payı ödetilmesi talebinin de yapılan havaleler davalıya değil, davacının babası ... Lüle’ye olduğundan bu isteğin de reddedilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön yoktur.
Her ne kadar mahkemece dava zamanaşımının varlığından söz edilerek reddedilmiş ise de, bu gerekçenin bir dayanağı olmadığından karar gerekçesinin yukarıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek HUMK.nun 438/son maddesince davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan kararın GEREKÇESİ DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE OANMASINA, 20.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.