KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11832 E., 2007/243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.02.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 16.02.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve duruşmasız olarak müdahil Hazine tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.01.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı temsilcisi ... ile vekili Av. ..., Müdahil Hazine vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildidrildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı ..., mülkiyeti Hazineye ait iken bedeli karşılğı ve 29 yıl süre ile kullanmak üzere adlarına tahsisi yapılan 3106 parsel numaralı taşınmazın, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/183 Esas, 1999/388 Karar sayılı kararı ile, davalı ... adına tesciline karar verildiğini, oysa taşınmazın 775 sayılı yasa kapsamından çıkartıldığını, mahkemenin yargılama süresinde bu hususu gözetmediğini, tescilin bu nedenle yolsuz olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Müdahil Hazine de aynı nedenlerle mülkiyetin iadesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar müdahil hazine ve davacı tarafından katılma yolu ile de Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiş, yerel mahkeme kararı Dairemizin dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda 05.06.2006 tarih 2006/4926 Esas, 2006/6320 Karar sayılı ilam ve onanmıştır.
Davacı vekili, temyiz isteminin duruşmalı incelenmesini istedikleri halde dosya üzerinden inceleme yapılmasının usule aykırı olduğunu belirterek ve temyiz dilekçesindeki nedenleri de ileri sürerek ve Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacının temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki istemin yerinde olduğu anlaşılmakla 16.01.2007 günü yapılan duruşma sonunda;
1-Dairemizin 05.06.2006 tarih 2006/4920 Esas, 2006/6320 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına,
2-Dava konusu 3106 parsel numaralı taşınmaz, davacı vakıf adına 22.03.1999 tarihinde tahsis edilmiştir. Davalı ... Başkanlığının taşınmazın gecekondu önleme bölgesi kapsamında bulunduğunu ileri sürerek yaptığı başvuru üzerine 05.10.1998'de kesinleşen hakem kararı ile taşınmazın Belediyeye ait olduğunun tespitine, 15.03.1999 tarihinde açılan ve 24.01.2000 tarihinde kesinleşen 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/183 Esas, 1999/388 Karar sayılı ilamı ile de Belediye adına tesciline karar verilmiştir.
Davacının iddia ettiği gibi, 3106 parsel numaralı taşınmazın bulunduğu bölge Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın 26.05.1999 tarih ve7553 sayılı kararı ile gecekondu önleme bölgesi dışına çıkarılmış ise de, Eyüp Belediye Başkanlığınca bu işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay 6. Dairenin 25.12.2003 tarihinde kesinleşen 1999/4114 Esas, 2002/3205 Karar sayılı ilamı ile idarenin işlemi iptal edilmiştir. Yine davalı tarafından 4. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda, 14.01.2003 tarihinde kesinleşen 1999/834 Esas, 2000/663 Karar sayılı ilam ile de, davacı vakıf lehine verilen ön izin (tahsis) işleminin iptaline karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, HUMK.nun 237. maddesinde düzenlenen kesin hükümden sözedebilmek için;
1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3-Davanın taraflarının aynı olması gerekir.
Eldeki dava ile kesin hükme dayanak alınan davada, gerek dayanılan dava sebebinin, gerekse davanın taraflarının aynı olmaması sebebiyle kesin hükümden sözetmek mümkün değildir. Yerel mahkeme kararının kesin hüküm sebebi ile reddi bu nedenle yerine değil ise de, davacının taşınmazın gecekondu önleme bölesi dışına çıkarıldığı yolundaki iddiası yargı kararları ile bertaraf edilmiş olduğundan sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin HUMK.nun 438/ son maddesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/11832, K. 2007/243, 18 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama