KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11855 E., 2006/13393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı ...'ın, davacı sıfatı olmadığından davasının reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın kabulüne dair verilen 03.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 923 ve 893 parsel sayılı taşınmazlardaki tapuda vakıf şerhinin terkini istemiyle açılmıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazların tapulama tutanaklarının vakıf şerhi bulunmadan kesinleşmesinden sonra idarece mahkeme kararı olmaksızın re'sen taşınmazlar üzerine vakıf şerhi konulmasının mümkün bulunmadığı nedeniyle davanın kabulüne, 923 ve 893 parsel sayaılı taşınmazların tapu kütüğündeki "... Sultan Vakfı" şerhinin silinmesine 03.05.2006 tarihinde karar verilmiştir. Hükmü davalı ... İdaresi vekili temyiz etmiştir.
I- Dava konusu 893 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine göre ve özellikle 3402 sayılı Kadastro Kanununda 5304 sayılı yasanın 11. maddesinde yapılan değişiklik 03.03.2005 tarihli resmi gazetede yayınlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yasada değişiklik hükmünü yasanın yürürlüğünden önce tekemmül etmiş hukuksal durumlara uygulanacağına dair bir hüküm yoktur.
Bu nedenle davada uygulanması gereken 5304 sayılı kanun hükümleri değil 02.04.2004 tarih, 2003/1-2004/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının re'sen uygulanması gerekir. Bu durumda davacılardan Dursun oğlu ...'ın maliki olduğu 893 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağının hükmen 05.02.1963 tarihinde kesinleştiği 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra "...
Sultan Vakfı" şerhinin 20.07.1994 tarihinde tapuya işlenmiş olması nedeniyle davalı ... İdaresi vekilinin dava konusu 893 parsel sayılı taşınmaz yönünden yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
II-Diğer parsel yönünden yapılan incelemede, dava konusu 923 parsel sayılı taşınmaz tapuda davacılar murisi İbrahim oğlu Mustafa Işık adına kayıtlıdır. Dosyadaki veraset ilamına göre muris Mustafa Işık'ın davacılar dışında başka mirasçıları da olduğu halde diğer mirasçıların davada yer almadığı görülmüştür. Bu durumda Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır.
Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanununun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır.
Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği nevar ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla sürdürebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640.maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek dava konusu 923 parsel sayılı taşınmaz hakkında çekişmenin esasının incelenip dava kabul edildiğinden karar
bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/11855, K. 2006/13393, 20 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama