KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/13248 E., 2007/163 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.10.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve alacak olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 16.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile de davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.01.2007 günü yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ve vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildidrildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise, alacağa ilişkindir.
Davalı, davacı ile birlikte yaşadıklarını, davacının bankadaki hesabını kapatarak 110.569.98 YTL’yi adına yatırdığını, bu işlemin felçli olan davacıya bakmasına karşılık yapılan bağış olduğunu, her ne kadar hesabına geçirilen paradan kısmen yararlanılarak ev alındı ise de, alınan evin satış bedelini kısmen kendisinin karşıladığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; tapu iptali tescil davasının reddine, bağışlamadan rücu koşulları gerçekleştiğinden, davacı tarafından davalı hesabına yatırılan 110.569.98 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş,
Hükmü davalı ve katılma yoluyla davacı temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında aksine yapılmış bir sözleşme bulunmadığından davacının bankada kendi adına olan hesabı kapatarak davalı adına ayrı bir hesap açtırmasını hukuki niteliği itibariyle “elden bağışlama” olarak kabulü gerekir. Gerçekten, Borçlar Kanunu m.237’ye göre “elden bağışlama” sağlar arasında yapılan bir işlem olup, bu işlemle bir kimse diğer yana karşılığı olmaksızın ve bağışlama kastıyla malının tamamını veya bir kısmını devir ve temlik eder. Elden bağışlamada tapuda kayıtlı bir taşımaz malın bağışı değil, taşınır nitelikteki bir şeyin (somut olayda tedavül kabiliyeti olan paranın) bağışı söz konusu olduğundan, bağışlama biçim koşuluna bağlı değildir.
Elden bağışlamada bağışlayanın rücu şartlarının ne olduğu ise Borçlar Kanunun m.244’de hükme bağlanmıştır. Bu koşullardan birisi olayda gerçekleşmemişse bağışlamadan rücu ile bağışlananın veya onun elde kalan kısmının iadesi bağışlayan tarafından istenemez. Mahkemece de doğru olarak saptandığı üzere yanlar arasındaki ilişki elden bağışlama işlemi kabul edildiğinden bağıştan rücu şartlarının var olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Borçlar Kanunu m.244’de bağıştan rücu ve iade isteminin şartları;
«1-Bağışlanan, bağışlayana yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm irtikap ederse;
2-Bağışlanan, bağışlayana veya ailesi için kanunen mükellef olduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir surette riayetsizlik bulunmuş ise;
3-Bağışlanan, bağışlamayı takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse» şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır.
Mahkemece bu sebeplerden herhangi birinin varlığı incelenip araştırılmadan ve gerekçeleri gösterilmeden istemin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması yasaya uygun düşmez. O halde somut olayda bağıştan rücu ve iade koşullarından birinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde dava reddedilmeli, bulunduğu kanısına varılırsa iadenin kapsamı Borçlar Kanunu m.244/ilk fıkra çerçevesinde belirlenmelidir. Tüm bu yönler bir yana bırakılarak davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıdaki Bozma nedenine göre davacının katılma yönünden temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/13248, K. 2007/163, 16 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama