KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14869 E., 2007/220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve katılma yolu ile davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava biçimine uygun düzenlenmiş, 11.7.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... davanın reddini savunmuş, mahkemece satış vaadi sözleşmesi ile dava tarihi arasında 5 yıl geçtiği, bu nedenle davacının ayni hakkının şahsi hakka dönüştüğünden bahisle tapu maliki davalı hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı ... hakkında açılan dava ... bırakıldığından bu taleple ilgili karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2-Davacıyla satış vaadine konu payın devrine ilişkin sözleşme 10.7.1996 tarihinde düzenlenmiş olup, geçerliği için gerekli unsurların tamamını taşıdığından hukuken sonuç doğurur nitelikte bir sözleşmedir. Bu sözleşme 11.7.1996 tarihinde parsel siciline de işlenmiştir. Satış vaadine konu bu payın davalı ...'ye temliki ise 28.9.1998 tarihinde yapılmıştır. Dosyaya getirtilen bu temlike ilişkin resmi senet metnine göre de davalı ...'nin satış vaadi şerhini görerek temlike kabul ettiği anlaşılmaktadır. Resmi belgelere yansıyan bu bilgiler ...'nin şerhin hükmünü sürdürdüğü zaman dilimi içerisinde temlike talip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle ...'nin iyi niyetli temellük eden olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Bundan ayrı; davanın açıldığı tarihe kadar da satış vaadine ilişkin şerhin sicilden silinmediği açıktır. Satış vaadi sözleşmelerinin tapuya şerhi lehine şerh konan kişinin sözleşme ile edindiği kişisel hakkını güçlendirir ve bu şerhle kazanılan hak sonraki maliklere karşı da ileri sürülebilir.
Gerçekten 2644 sayılı Tapu Kanununun 26/5.maddesinde sözleşmenin tapuya şerhinden itibaren 5 yıl içinde satış yapılmazsa gayrimenkul siciline verilen şerhin tapu sicil muhafızı veya memuru tarafından re'sen terkin olanıcağına dair hüküm bulunmaktadır.
Ancak 2644 sayılı Tapu Kununun 26/5 maddesinin Tapu Sicil Tüzüğünün 78/4.maddesi karşısında terkin işleminin Tapu Sicil Müdürlüğü veya memurunca re'sen yapılacağı veya şerhin kendiliğinden hükümsüz kalacağı şeklinde anlamamak, terkin işleminin ancak 5 yıllık sürenin geçmesi ve taşınmaz maliklerinin bu sürenin geçtiğini belirterek terkin talep etmeleri üzerine yapılacağı şeklinde kabul etmek gerekir. Tapu işlemleri uygulanmasındaki durum da böyledir.
Başka bir anlatımla tapu Kanununun 26.maddesine dayanılarak 5 yıl geçtikten sonra satış vaadi sözleşmesinin şerhini kaldıracak olan Tapu Sicil Müdürü veya memuru bu işlemi kendiliğinden değil, aleyhine tapuda şerh bulunan malikin istemesi üzerine kaldırabilir. Böyle bir istem bulunmadığı sürece de Türk Medeni Kanununun 1021 maddesi hükmünce tapu sicilleri herkese açık olduğundan kayıtlarda bulunan şerh taşınmaza sonradan malik olan kişileri bağlar.
Bu olgu gözden kaçırılarak davalı ... hakkında açılan davanın kabulü yerine reddi yolunda hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14869, K. 2007/220, 18 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama