İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/14960 K.2007/1051

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.07.2002 ve 06.09.2002 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi ve kal, karşılık davada ise temliken tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine,…

Esas2006/14960Karar2007/1051Tarih8 Şubat 2007Okuma6 dk · 1.201 kelime

KÜNYE

14. Hukuk Dairesi 2006/14960 E., 2007/1051 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Şubat 2007
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.201 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.07.2002 ve 06.09.2002 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi ve kal, karşılık davada ise temliken tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşılık davanın kabulüne dair verilen 06.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı k.davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, çaplı taşınmazdaki taşkın yapının kal suretiyle elatmanın önlenmesi, karşılık dava ise Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı uygun bedel karşılığı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.

Mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmış, mülkiyet hakkına dayanan davacı ve karşı davalının elatmanın önlenmesi ve kal isteminin reddine, karşı davanın kabulü ile 04.09.2006 tarihli krokide B, C, D ve E harfli bölümlere ait davacı ve davalı tapusundan iptali ile arsa bedeli olarak saptanan 2.162.40 YTL.nin mülkiyet hakkı sahibine ödenmesi suretiyle taşkın yapı maliki davalı ve karşı davacı adına tesciline karar verilmiştir.

Hükmü taraflar temyiz etmiştir.

1-Dava konusu taşınmazlardan 379 parsel sayılı olanının davacı ve karşı davalı ..., 151 parsel olanın ise taşkın yapı maliki ....., adına tapuda kayıtlı olduğu görülmektedir.

Bilirkişi raporuna göre taşınmazın bulunduğu mahalde imar uygulaması yapılmamıştır. Yine bilirkişi raporundan 379 parsel sayılı

taşınmazın 150 ve 151 parsellerden geldiği her iki parselin 04.10.1951 tarihinde tapuda davalı ve karşı davacı ......, tarafından satın alınarak kazanıldığı, üzerindeki binaların onun tarafından 1952-1954 yıllarında yapıldığı, 150 numaralı parselin daha sonra 24.03.1954 tarihinde malik .....,tarafından tapuda ... ’e satıldığı, bu parsele 27.7.1998 tarihinde davacı ve karşı davalı ...’ın ....., ’den satın alarak malik olduğu, yoldan ihdasen Belediye adına tescil edilen 378 parseli de satın alan davacı ve davalının 150 parselin tevhidi ile oluşan 379 parseli mülk edindiği anlaşılmaktadır.

Bilirkişi raporunda B,C,D ve E harfleri ile gösterilen ve üzerinde yapı bulunan yerlerin davacı ve karşı davalının maliki olduğu 379 parselin çap kapsamında kaldığı, yapıların 151 parsel maliki davalı ve karşı davacı tarafından taşkın olarak yapıldığı tartışmasızdır. Bu tür yerler ana yapının bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzi) sayılır. Burada hemen belirtilmelidir ki, taşkın yapıdan maksat taşınmaza sıkı ve devamlı surette bağlı olan yapılardır.

Kanun koyucu Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde yasanın 722, 723 ve 724. maddelerinde öngörülenden daha değişik ilkeler getirmiş, şayet taşkın yapı sahibinin, taşan arazi üzerinde irtifak hakkı yoksa anılan hüküm gereğince yapıyı iyi niyetle yapması ve uygun bir bedel ödemesi karşılığında, durum ve koşullar haklı gösteriyorsa taşan kısmın arazi parçasının mülkiyetini talep hakkı tanınmıştır. Bu hükümle güdülen amaç taşkın yapılarda sosyal ve ekonomik bir değeri yok etmemek ve mevcut yapıların bütünlüğünü korumaktır.

Burada değinilmesi gereken diğer bir husus da her ne kadar Borçlar Hukukunda kural olarak, borç ilişkisi ancak taraflarını yükümlü kılarsa da eşyaya bağlı borçların bu kurala bir istisna teşkil etmesidir. Zira, bu gibi durumda taşkın yapının bulunduğu arazi parçasıyla, taşan kısma ait arazi parçası iç içe girmiş, üzerindeki yapı nedeniyle birbirine bağlanmıştır. Eşyaya bağlı borçlarda borçlu bir taşınmazın, alacaklı da diğer bir taşınmazın malikidir.

Borç doğurucu yük ve yetki yani aktif ve pasif husumet ismen belirlenip ferdileştirilmiş bir kişiye ait değildir. Aksine her iki taşınmaz mülkiyetine bağlanmıştır. Eşyaya bağlı borç özelliğinden ötürü taşkın inşaat sahibinin talebi taşınmazın yeni malikine karşı da ileri sürülebilir.

Bir bakıma taşınmazların el değiştirilmesi durumunda yeni malik borcun yüklenilmesi veya alacağın temliki gibi işlemler gerekmeden şimdiye kadar borçlu veya alacaklının bulunduğu hukuki duruma kendiliğinden geçer. Böyle olunca, taşkın yapı sahibinin sonradan malik olan mülkiyet hakkı sahibine karşı da Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayanarak temliken tescil isteminde bulunması mümkündür. Uygulama ve öğretideki görüşlerde bu doğrultudadır.

(HGK 16.05.1984 tarih, 1982/388-1984/552, HGK.30.04.2003 tarih, 315-323 sayılı kararları) (Prof. Dr. Şeref ERTAŞ Eşya Hukuku 5. Baskı Sahife: 345 ve devamı)

Zaruret içindeki taşkın yapı sahibinin açtığı temliken tescil davasının kabul edilebilmesi için iki önemli koşul vardır. Bunlardan ilki, taşan yapı malikinin «iyiniyetli» olması, ikincisi ise, «durum ve koşulların haklı göstermesi» dir. Somut olayda; bu unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğini incelenmesine gelince;

Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde sözü edilen «iyiniyet»in ne olduğu tarif edilmemiştir. Ancak, yasa hükmünde geçen iyiniyetten aynı kanunun 3. maddesinde hükme bağlanan «subjektif iyiniyet» in anlatılmak istendiği uygulamada kabul edilmektedir.

Yapı maliki kendisinden beklenen bütün dikkat ve özeni göstermesine rağmen çap sınırını aştığını bilmiyor veya bilecek durumda değilse, ya da sınırı aşmasında yasaca korunabilecek bir neden varsa bütün bunlar taşkın yapı malikinin iyiniyetli olduğunu gösterir.

Diğer taraftan, kural olarak iyiniyetin ispatı 14.02.1951 tarih 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşkın yapı malikine ait ise de, iyi niyet iddiası ve aksinin savunulması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgisi nedeniyle mahkemece re’sen gözetilmelidir.

İyiniyetle ilgili genel durum yukarıda söylendiği gibi ise de, somut olayda yine az yukarıda sözü edildiği üzere taşkın yapı sahibi davalı ve karşı davacı öncesi 150 ve 151 parsel olarak bir bütün olan taşınmazları tapuda 04.10.1951 tarihinde satın almış, taşan kısım da dahil olmak üzere yapıları 1952-1954 yılları arasında ve mülkiyetin bütünüyle kendisine ait olduğu dönemde meydana getirmiştir. 150 ve 151 parsellerin maliki olan davacının Türk Medeni Kanununun 683. maddesinin malike tanıdığı yetkiden yararlanarak yaptığı tasarruflarında kötü niyetli olduğu düşünülemez. Kısacası taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteminde aranan iyi niyet koşulu olayda gerçekleşmiştir.

Bu tür davalarda üzerinde önemle durulması gereken diğer bir koşulda halin icabından taşkın inşaatın yıkılması gerekip gerekmediğinin saptanmasıdır. Uygulama ve doktrinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen bu koşuldan inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının mukayese edilmesi anlaşılmalıdır. Bu koşulun içinde taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının davacı adına tescili için, taşkın kısmın ana taşınmazdan ayrılarak müstakil parsel oluşacak veya davacıya ait taşınmazla birleştirilecek şekilde ifrazının mümkün olması da aranmalıdır.

Ancak; mahkemece bu konuda alınan bilirkişi raporlarında yeterli araştırma ve inceleme yoktur. O yüzden yeniden yapılacak keşifte bilirkişilere inşaatın yıkılması ile yapı sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı incelettirilmeli, mukayesesi yapılarak taşkın yapı sahibinin isteminin kabulü için durum ve koşulların haklı olup olmadığı hususu üzerinde durulmalıdır. Diğer taraftan belirtildiği üzere taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının davacı adına tescil edilebilmesi için imar mevzuatının da uygun olması zorunludur. Oysa, yetkili merci olan Belediye İmar Müdürlüğü ifrazın bazı şartların gerçekleşmesine bağlı olduğunu bildirmiştir.

İmar Müdürlüğün bildirdiği şartlar gerçekleşmeden yasal olarak ifraz ve tescil imkanı bulunmayan taşınmaz bölümü ifraz ile davalı ve karşı davacı adına tescil edilemez. Bunun sağlanması için belediyenin bildirdiği hususları yerine getirmek ve bu konuda encümen kararı aldırmak üzere taraflara uygun bir mehil verilmeli, kesinlik sağlanmalıdır.

Bütün bunlardan ayrı, taşan kısım krokide B, C, D ve E harfleriyle gösterilmiş, mahkemece bu bölümlerin davalı ve karşı davacı adına tesciline karar verilmiştir. Ancak; krokide renkli boyanan bölümlerin arasında kalan ve beyaz olarak gösterilen kısmın artık mülkiyet hakkı sahibi davacı ve davalı tarafından yararlanma olanağı kalmayacağından ve esasen bu bölümde taşan yapıların zorunlu kullanma sahası içinde kaldığından, bu bölüm bedelinin de hesaplanarak depo ettirilmesi suretiyle taşkın yapı sahibi adına tescili gerekeceğinin düşünülmemesi de kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.

Karar açıklanan bütün bu nedenlerle davacı ve karşı davalı yararına bozulmalıdır.

2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davalı ve karşı davacının faize hasren yaptığı temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 2. bent uyarınca davalı ve karşı davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14960, K. 2007/1051, 8 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/14960
Karar No
2007/1051
Tarih
8 Şubat 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2006/14960 K.2007/2008
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/14960 K.2007/2775
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2006/14961 K.2007/2756
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/14961 K.2007/2776
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/14962 K.2007/2777
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2006/14963 K.2007/2757

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.