Uyuşmazlık 2060 metrekare yüzölçümündeki 456 sayılı parselin tapu kaydı beyanlar hanesindeki şerhin silinmesi istemine ilişkindir. Bu şerhin tapu kaydına imar-ihyadan kaynaklanan kişisel hakkı ileri sürebilme kolaylığı amacıyla konulduğu kuşkusuzdur.
Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1 maddesi hükmünce kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde 766 sayılı Kanunun 37.maddesi veya 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen bu gibi taşınmaz mallar Kadastro kanunu hükümlerine göre iktisap şartlarına dayanarak zilyetleri adına tescili mümkündür.
Ancak, maddenin son fıkrası uyarınca daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeye dayanan talep ve dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl geçmekle düşer. 3402 sayılı Kadastro Kanunu 9.7.1987 tarihinde yayınlanmış 49.maddesi gereğince de üç ay sonra yani 9.10.1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda, davalının 456 parselle ilgili 3402 sayılı Yasanın 46.maddesine dayanarak Hazine adına olan kaydın iptal ve tescili için dava açtığına dair bir savunması yoktur. Dolayısı ile şerhin tapu kaydının beyanlar hanesinde kalmasını gerektiren hukuki yarar da kalmamıştır. Her dava açıldığı tarihteki yasa hükümleri uygulanarak çözümleneceğinden burada davalının geleceğe yönelik hukuki yararı olacağından da söz edilemez.
Davanın açıklanan nedenle kabulünde yasaya aykırılıktan söz edilemez.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 18.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.