KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2006/16020 E., 2007/981 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.9.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, eski hale getirme suretiyle kadim su arkına elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalıya ait 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan su arkına bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen şekilde davalı elatmasının önlenmesine karar verilmiş,
Hükmü davalılardan ....., temyiz etmiştir.
8.4.2005 günlü bilirkişi raporu ve krokisinde davalıların maliki bulunduğu parselde su arkı işaretlenerek gösterilmiştir. Dava konusu ark kadastro paftasında bulunmamaktadır. Bu haliyle kadim olduğu ileri sürülen arkın kapsamı içerisinde kaldığı taşınmaz malikine karşı açılan elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Zira, dava konusu ark hukuken mevcut değildir.
Diğer yandan; bilirkişinin varlığını krokisine işaret ettiği ark davalılara ait taşınmazı orta yerden bölmekte, ekonomik değerinin düşmesine neden olmaktadır. Oysa, Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. 718. madde uyarınca da arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki yapıları, bitkileri ve kaynakları da kapsar. Mülkiyet hakkının kısıtlanması ise ancak yasaların verdiği olanaklarla mümkündür.
Hal böyle olunca; davacı mecra ihtiyacı içindeyse Türk Medeni Kanununun 744. maddesine dayanarak su yolu mecra irtifakı tesisini dava edebilirse de, davalıların çap kapsamında kalan ve kadastro paftasında işaretli olmayan arkın varlığını ileri sürerek elatmalarının önlenmesini isteyemez.
Açıklanan bu nedenle davanın reddi gerekirken, istemin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/16020, K. 2007/981, 8 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama