Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 30.12.2002 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesince açılmıştır. Mahkemece sözleşmedeki değere bakılarak görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Davada 15.11.1960 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satımı vaad edilen dava konusu taşınmazların 6.000 TL değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 30.12.2002 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince “müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taaluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK.nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir.
Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenerek görevli
mahkemeyi tayin etmek, şayet Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ise davayı esastan karara bağlamak gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nun 29.3.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı biçimde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 5.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.