KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/358 E., 2006/2802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 25.4.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydındaki vakıf şerhinin kaldırılması isteğine ilişkindir. Mahkemece istem hüküm altına alınmış, kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir. Davacılar dilekçelerinde 689 parselin bir kısım kayıt maliki mirasçıları olduğunu ileri sürmüştür. Davacılar ile kayıt malikleri arasında bağlantı kurulup davacıların dava hakları olup olmadığı saptanmadan ve şayet bu bağlantı varsa mirasçıların elbirliği ya da paylı mülkiyet rejimine tabi mülkiyet hakları açıklığa kavuşturulmadan çekişmenin esası hakkında hüküm kuralamaz.
Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir.
Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri yada davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı Mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640.maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek çekişmenin esasının incelenip dava kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Diğer taraftan, az yukarıda söylendiği üzere davacılar bir kısım kayıt malikinin mirasçısı ise istemin dava açan mirasçılar yönünden kabulü yerine 689 parselde mirasçı olmayanları kapsayacak şekilde hüküm altına alınması da doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/358, K. 2006/2802, 13 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama