KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2007/13343 E., 2007/15184 K.·Elbirliğiyle Mülkiyet Ortaklık Sözleşmesi Zorunlu Dava Arkadaşlığı
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2007
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 640 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 701 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 703 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 724 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 729 ]
"İçtihat Metni"
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.12.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.05.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içe-risindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, miras bırakanı Osman ile davalılar miras bırakanı Faik arasında düzenlenen 15.03.1967 tarihli ortaklık sözleşmesi uyarınca miras bırakanı Osman'a bırakılması kararlaştırılan 539 parsel sayılı taşınmazın kaydının iptali ile temliken Osman mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, biçim koşuluna uygun düzenlenmeyen sözleşmeye dayanı-lamayacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dayanılan 15.03.1967 günlü ve tarafların miras bırakanlarının imzalarını içeren "ortaklık sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin konusu, mülkiyeti davalılar miras bırakanı Faik'e ait olan taşınmaz üzerinde çekirdeksiz üzüm bağı yetiştirilmesi işidir. Tarafların bundan sonra taşınmazı mülkiyetinin %65'inin davalılar miras bırakanına, %35'inin davacı miras bırakanına ait olacağını kabul ettikleri görülmektedir.
Burada hemen belirtilmelidir ki, bir kimsenin kendi bitkisini başkasının arazisine veya başkasının bitkisini kendi arazisine dikmesi halinde uygulanacak hükümler Türk Medeni Kanunu'nun 722-724. maddeleridir.
Nitekim bu husus, 05.07.1944 tarih ve 12/26 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da tartışılmış ve burada tarla vererek onun yerine bağ, bahçe yaptırılmasına ilişkin sözleşmelerde akdin geçerli sonuç meydana getirmesi için resmi biçim koşulunun aranmayacağı, harici bir sözleşme ile de bir kimseye arazisi üzerine bağ ve bahçe yaptıran malikin sözleşmeyle bağlı sayılacağı kuralı kabul edilmiştir.
O yüzden davacının isteminin dayanağını Türk Medeni Kanunu'nun 729. maddesinin yollamasıyla 724. (eski MK 650.) madde teşkil etmektedir. Uyuşmazlığın anılan madde ve zikredilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen kural çerçevesinde giderilmesi gerekir.
Bu açıklamalar karşısında mahkemenin biçim koşuluna uygun yapı-lamayan sözleşmeye dayaklamayacağından söz edilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Ancak;
Dava dilekçesinde davacı, miras bırakanı Osman'dan gelen hakka da-yanmaktadır. Miras bırakan Osman'ın davacı dışında mirasçısı olup olmadığı dosyada mirasçılık belgesi bulunmadığından anlaşılamamaktadır. Miras bırakan Osman'ın ölümünden sonra davacı dışında mirasçısı olduğu saptanır ve terekesi elbirliği mülkiyet rejimine tabi ise, davacının tek başına açtığı davanın dinlenme olanağı yoktur.
Gerçekten, elbirliği halinde mülkiyette mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadırlar. Türk Medeni Kanunu'nun 701-703. maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin "ortaklığın" tüzel kişiliği yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil ortaktır.
Yine bu tür mülkiyette işin özelliği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa, davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Türk Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, he var ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan bu davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re'sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanu-nu'nun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek çekişmenin esasının incelenmesi doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/13343, K. 2007/15184, 30 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama