KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/13864 E., 2007/13800 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra yapılan duruşma ile dosya içerisindeki eksiklik nedeniyle mahalline iadesine karar verildiği, eksikliğin tamamlanması ile dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiası ile açılmış, Mahkemece istek kabul edilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptaline yayla niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılaması sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK.nun 237. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hüküm oluşabilmesi için;
1-Dava konusunun,diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin, yani davanın dayanağı vakaların aynı olması,
3-Ve davanın taraflarının aynı olması gerekir.(kesin hüküm külli halefler ile cüz-i halefleri de bağlar.)
Somut olayda; dava konusu 499 ada 112 parsel sayılı taşınmaz davalı ...’in bayii ... Bilen adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Hazine, 499 ada 112 parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu ve fiilen yayla olarak kullanıldığını belirterek kadastro tespitine itiraz etmiştir. Kadastro Mahkemesinin 1998/427 Esas ve 1999/1476 Karar sayılı dosyasında yargılaması yapılmış ve Hazine’nin davasının dava konusu yerin zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olup, davalının yerine 3402 sayılı yasanın 14. maddesi koşullarının gerçekleşmiş bulunduğundan reddine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere 499 ada 112 parselin yayla niteliğinde olmadığı saptanmıştır. Bu saptama davacı Hazine’yi bağlayacağından yayla iddiası ile sonradan açılan bu davanın reddi gerekir. Böyle olunca davanın reddi yerine kesin hüküm olgusu gözardı edilerek istemin hüküm altına alınası doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/13864, K. 2007/13800, 9 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama