KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16141 E., 2008/1033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, miras bırakanı “ İbrahim oğlu ...’nin “ paydaşı olduğu 115 ada 43 parsel sayılı taşınmazda isminin “ ... oğlu ... “ olarak yazıldığını ileri sürerek tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olayda. Dava konusu taşınmaz 1981 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında senetsizden ... ... ve ... ... adlarına tespit edilmiş, 23.3.1987 tarihli Kadastro komisyonu kararında da ... ... ile ... ...’nin kardeş oldukları yazılmıştır. Dosya içinde bulunan nüfus kayıt örneklerine göre ... ..., ... ve Hürmüs oğlu , davacıların miras bırakanı ... ise İbrahim ve ...’dan olma olup ... ile davacıların miras bırakanı ... kardeş değildir. Mahkemece bu çelişki giderilmemiştir.
Mülkiyet nakline yol açmamak için az yukarıda açıklanan yönteme göre araştırma ve soruşturma yapılarak çelişkinin nereden kaynaklandığı tanıklardan sorulmalı ve gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanarak açıklanan çelişkide giderilmek suretiyle karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve soruşturma ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/16141, K. 2008/1033, 5 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama