KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16272 E., 2008/1000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
314 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.10.2005 gününde verilen dilekçe ile gayri menkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bir kısım davalılar ... kayıt maliklerinin taşınmazlara elbirliği mülkiyet rejimine tabi olarak malik olduklarını iştirak hali söz konusu olduğundan, satış vaadinin hüküm ve sonuç doğurmayacağını, esasen bu davaya hasren kayyum tayini kararı olmadığını, kayıt maliki olduğu bildirilen ... oğlu ...’nın üç ayrı ve birbirinden farklı mirasçılık belgesi bulunduğunu iptali için dava açtıklarını açılan bu davanın da reddini savunmuştur.
Mahkemece, el birliği mülkiyet rejimine tabi ortaklık paylı mülkiyete çevrilerek dava kabul edilmiştir.
Hükmü bir kısım davalılar kayyumu ... Defterdarlığı temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı, 03.03.1999 tarihli vaad alacaklıları ayrı ayrı davacılar olan ve ayrı ayrı parsellere ilişkin satış vaadi sözleşmesidir. Görülüyor ki; davacıların davayı birlikte açmalarını gerektiren iradi ya da yasal bir zorunluluk yoktur. Diğer taraftan; davalardan birinin kabulü halinde verilecek hüküm bir başka davacının davasını etkilemeyeceğinden davadaki istemler arasında bağlantı da bulunmamaktadır. Öte yandan,
yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesi ve sağlıklı bir sonuca ulaşılması birlikte açılan davaların ayrılması halinde mümkündür. Gerçekten; HUMK.nun 46. maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için mahkeme birlikte açılmış davanın ayrılmasına her safhada istek üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. O yüzden mahkemece, davaların tefrik edilerek görülmesi gerekirken birlikte açılan ve ancak birlikte görülmesi zorunlu olmayan davalar hakkında yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/16272, K. 2008/1000, 4 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama