KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/3757 E., 2007/4448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.03.2005 gününde verilen dilekçe ile intifak hakkına dayalı müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, irtifak hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesinin, duruşma gün ve saatini belirtir davetiye ile birlikte davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, dosyada davalıya çağrı yapıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmamaktadır. HUMK.nun 73.maddesi uyarınca "kanunun gösterdiği istisnalar haricinde mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez." Aksi takdirde, T.C. Anayasasının 36/1.maddesinde tanımlanan savunma hakkı kısıtlanmış olur.
Yargılamanın tarafların huzuru ile yürütülmesi genel ilke olmakla birlikte; hukuk yargılamasında, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.
Duruşmaya gelinmese dahi, ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip, karar verilmesine usul hükümlerinin olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlevleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir.
Bu nedenle Tebligat Hukuku ile ilgili 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Adı geçen kanun ve tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Bu nedenle de kanun ve tüzük hükümlerinin harfiyen uygulanması zorunludur.
Somut olayda; davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan ve usulünce taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek sonuca gidilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/3757, K. 2007/4448, 18 Nisan 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama