KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/3758 E., 2007/5451 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.3.2006 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkının tespiti ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, irtifak hakkının tespitinin ve tapuya tescili isteğine ilişkindir.
Davacı, Ünye Asliye Hukuk Mahkemesinin 4.3.1971 tarihli ve 1971/297-342 sayılı ilamı ile davacıya ait taşınmaz üzerinde davacı kurum lehine irtifak hakkı tesis edildiğini, Ancak, kadastro çalışmaları sırasında irtifak hakkının tapuya işlenmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerinde hükmen tesis edilen irtifak hakkı bulunduğunun tespiti ve bu hususun tapuya şerh edilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi; hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükmü karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde Hukuk Yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK.nun 237 maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için
1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen
sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin, yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3-Ve davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Eldeki davada mahkemenin kesin hükme dayanak yaptığı dosyada ...'nun açtığı elatmanın önlenmesi davası sırasında davalı ...
Genel Müdürlüğü de taşınmaz üzerinde irtifak hakkı bulunduğu ileri sürülerek irtifak hakkına elatmanın önlenmesi ve kal istemiyle karşı dava açmış mahkemece, karşı davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 5.Hukuk Dairesinde bozulması üzerine davacı ...'nun açtığı davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Görülüyor ki, az yukarıda açıklanan kesin hükme ilişkin ilkelere göre kesin hükme dayanak yapılan davanın tarafları aynı olmakla birlikte irtifak hakkının tespiti ve tapuya şerh verilmesine ilişkin dava ile dava konusunun ve dava sebebinin aynı olduğundan söz etme olanağı yoktur. Mahkemenin kesin hükme ilişkin kabulü bu nedenle yerinde değildir.
Ancak, taşınmaz mülkiyetine ilişkin ve taşınmaz üzerindeki diğer aynı haklara ilişkin ilamların zaman aşımına tabi olmadığı (11.2.1959 tarih 10/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) bu nedenle de davacının irtifak hakkı tesisine ilişkin kesinleşmiş ilama dayanarak hükmü yeniden mahkeme hükmü almaksızın infaz ettirme olanağı her zaman mevcuttur. Mahkemece, davanın bu nedenle reddi gerekirken kesin hükmün varlığından söz edilerek reddi doğru değildir. Verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan H.U.M.K.nun 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/3758, K. 2007/5451, 10 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama