KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4481 E., 2007/5249 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.6.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinin feshi, şerhin terkini, tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 28.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve davacı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne davacı vekilinin duruşma talebinin masraf yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, temerrüt nedeniyle 5.8.2003 günlü biçimine uygun düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin feshi, birleştirilen dava ise aynı tarihli sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleştirilen ferağa icbar suretiyle tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı ve birleştirilen davanın davacı ... ile vekalet ücreti noktasından birleştirilen davanın davacısı ... temyiz etmiştir.
1- 5.8.2003 günlü biçimine uygun düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin konusu vaad borçlusuna Malatya ili Yazıhan ilçesi Balaban köyündeki 183 ve 185 parsellerde miras bırakanlarından geçecek hak ve hisselerin tamamının satışıdır. Sözleşmede satış bedelinin 23 milyar olarak kararlaştırıldığı ve satış bedeli olan 23 milyar liranın 01.08.2004 tarihinde ödeneceği yazılıdır. Dosya kapsamında yer alan diğer bilgi ve belgelerden ise sözleşmede kararlaştırılan tarihte bedelin ödenmemesi üzerine davacının
02.08.2004 tarihli ihtarnameyi göndererek satış bedelinin üç gün içerisinde ödenmesini istediği bedelin ödenmemesi üzerine de 31.08.2004 tarihinde sözleşmenin feshini ihbar ettiği, eldeki davanın 24.06.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa hak ve borçlar yükler. Belirtilmelidir ki hiçbir sözleşme ileride bozularak fesh edilmek üzere yapılmaz. Şayet, sözleşmede iki tarafa hak ve borçlar yüklenmişse sözleşmenin taraflarının sözleşme koşullarına uygun davranmaları hukukta genel bir ilke olan “ahde vefa” kuralının gereğidir. Yine hemen belirtilmelidir ki, sözleşmenin bir tarafı karşı taraftan kendi öncelikle edimini yerine getirmeden karşı tarafın edimini yerine getirmesini bekleyemez.
05.08.2003 günlü sözleşmede iki taraf ittifak ederek sözleşme bedelinin 01.08.2004 tarihinde ödeneceğini kararlaştırmıştır. Borçlar Kanununun 101.maddesi hükmünce borcun ifa edileceği gün ittifakla tayin edilmişse mücerret bu günün gelmesiyle borcunu yerine getirmeyen taraf mütemmerit (direngen) hale gelir.
Yasanın bu açık hükmüne rağmen bununla yetinmeyen davacı gerekmediği halde vaad alacaklısına ihtarname göndererek üç günlük ödeme süresi tanımış bu sürenin bitiminde de borcunu ifa etmeyen vaad alacaklısı Borçlar Kanununun 101. maddesi ilk fıkrası hükmünce temerrüde düşmüştür. Borçlunun temerrüdü halinde alacaklının ne gibi hakları olduğu Borçlar Kanununun 106 maddesinde sıralanmıştır.
Anılan hükme göre; borç ifa edilmemişse alacaklı her zaman onun ifasını talep ve gecikme nedeniyle zarar ziyan isteme hakkına, aktin icrasından ve gecikmeden ötürü zarar-ziyan talebinden vazgeçtiğini derhal borçluya bildirerek borcun ifa edilmemesinden mütevellit zarar ve ziyanını talebe yada sözleşmeyi feshi yetkilidir.
Somut olayda; satış bedelini ödemeyerek temerrüde düşen vaad alacaklısı aleyhine seçimlik hakkını sözleşmenin feshi doğrultusunda kullanan asıl davanın davacısı ...’in açtığı davanın hüküm altına alınması yerine yasaya, somut olaya uygun düşmeyen ve vaad borçlusunun yazılı biçimde kanıtlayamadığı iddialara üstünlük tanınarak bu davanın reddi açıklanan bütün bu nedenlerle ve Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmüne uygun düşmemiştir.
Karar açıklanan bu nedenlerle asıl davanın davacısı vaad borçlusu ... yararına bozulmalıdır. 2- Yukarıdaki bozma nedenine göre, vaad alacaklısı birleştirilen davanın davacısı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/4481, K. 2007/5249, 7 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama