KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4555 E., 2007/5199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
709 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.3.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi ... ... ve ... Baba vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacıya ait 337 ada 4 parsel numaralı taşınmaz için davalıların 311 ada 22 parsel ve 311 ada 27 parsel numaralı taşınmazlarından geçit hakkı kurulması istemiyle dava açılmış, davalı 27 parsel maliki davanın reddini savunmuş, yerel mahkeme 21.02.2006 tarihli bilirkişi krokisinde 1. alternatif olarak gösterilen kırmızı kalemle işaretli kısımdan 337 ada 4 parsel lehine, B ve F harfleri ile
gösterilen ark kısımları ile 634 ada 4 parsel, 311 ada 22 parsel, 311 ada 27 parsel ve 311 ada 4 parseller aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar vermiştir. Hükmü aleyhine geçit kurulan 311 ada 22 parselin hüküm öncesinde maliki olan ... ... ile son tapu kayıt maliki ... Baba vekili temyiz etmiştir.
Dava, üzerinden geçit kurulan parsellerden 22 numaralı parselin malikine husumet yöneltilmeden bitirilmiştir. Davalılardan ... ... geçit güzergahının herhangi bir yerinde taşınmaz maliki değildir. Bu nedenle bu şahsa husumet yöneltilmesi ile yargılamanın bitirilmesi doğru değildir. 22 parsel maliki dava açılırken ... ... olup davada taraf kılınmamıştır. Son gelen tapu kayıtlarına göre ise 22 parsel sayılı taşınmazın maliki ... Baba olduğundan, bu kişiye yönelik yeni bir dava açtırılarak eldeki dava ile birleştirilip adı geçenin savunma hakkı da gözetilerek, delil sunması halinde onlarında toplanmasından sonra bir karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de; geçit bedeli olarak yatırtılan paranın, güzergahtaki geçit yükümlüsü taşınmaz maliklerine hangi oranlarda ödeneceğinin hüküm yerinde gösterilmesi gerekir. Miktar belirtilmeksizin ödeme konusunda kurulan hüküm infaza elverişli bulunmadığından yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/4555, K. 2007/5199, 7 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama