KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/579 E., 2007/2690 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
343 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, kararı davalı ... temyiz etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında çekişme konusu 2362 ve 2363 parsel sayılı taşınmazlar öncesinin 1953 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında “kadastro harici” bırakıldığı Valiliğin 8.10.1990 tarihinde istemesi üzerine anılan yerin 3290 sayılı Yasayla değişik 2981 sayılı Yasanın 10.maddesi (b) bendi uyarınca davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada davacı Hazine davalı ... adına oluşan sicil kayıtlarının Yasaya aykırı biçimde tesis olunduğunu ileri sürmüştür.
Görülüyor ki, 2362 ve 2363 parsellerin davalı ... adına tescil edilmesinin nedeni ve dayanağı 2981 sayılı Yasanın 10 maddesi (b) bendidir.
Gerçekten uygulamada kısaca “İmar Affı Kanunu” olarakda nitelendirilen imar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak işlemleri düzenleyen “tapu verme” başlıklı 2981 sayılı Yasanın 10.maddesinin (b) bendi gereğince Yasada öngörülen koşulların varlığı halinde bu gibi yerlerin belediye adına tescili olanaklıdır. Fakat belediye adına yapılan tescil Yasanın aradığı şartlar yerine getirilmeden gereksiz ve yetersiz işlemler sonucu yapılmışsa bu tescil yolsuz tescil niteliğinde olacağından genel mahkemelerde iptali dava edilebilir.
2981 sayılı Yasanın 10.maddesi (b) bendi uyarınca ancak üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş, hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa ve arazilerde kişilerin hisse miktarı ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak işlem yapılabileceğinden burada öncelikle ve özellikle işleme tabi parsel üzerinde imar mevzuatına aykırı binaların varlığı üzerinde durulmalıdır.
Somut olayda, yukarıdan beri sözü edilen yönteme uygun araştırma ve inceleme yapılarak dava konusu parseller üzerinde keşfin yapıldığı tarihte dahi yapılaşma olmadığı saptanarak dava kabul edilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/579, K. 2007/2690, 15 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama