KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/6934 E., 2007/8381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.03.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Ümmühan Şahin tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalılardan Ummuhan Şahin temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davacının dayandığı 08.10.1959 tarihli biçimine uygun düzenlenmiş taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin konusu davalılar miras bırakanın Kanuni sani 1936 tarih ve 31 numaralı tapudaki payıdır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden satış vaadine konu payın 01.10.1982 tarihinde kesinleşen kadastro işlemi sonucu 7 parsel sayılı taşınmaza gittiği görülmektedir. Dava 17.03.2004 tarihinde açılmıştır.
3402 sayılı kadastro kanununun 12/3. maddesi hükmünce kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Somut olayda da kadastro işleminin kesinleşmesinden dava tarihine kadar 10 yıl geçtiğinden, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi yerine istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/6934, K. 2007/8381, 27 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama