KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/6999 E., 2007/12408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.05.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı ... vekili Av. ... geldiler. Açık Duruşmaya başlandı. üresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı koca, karısını dava ederek evlilik birliği içinde edinilen dava konusu sekiz adet taşınmazın gerçekte kendi namına alınması gerektiğini, bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının yurt dışında çalıştığı iyi bir gelire sahip olduğu , dava konusu taşınmazların satış bedellerinin davacı tarafından ödendiği ve bütün tapu işlemlerinin davacı tarafından yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
7.10.1953 tarih, 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere, sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına alınması gerektiğini ve bedelinin de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesi için, aralarında Medeni Kanunun 634 maddesi ( Dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 706. maddesi ) hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme bulunduğunun kanıtlanması gerekir.
Böyle bir sözleşmenin kanıtlanamaması durumunda davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir nedene dayandığından söz edilemez ve davası hukuki sebepten mahrum bulunduğundan ayın (mülkiyet) isteyemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmesi veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması kaydın iptalini gerektirmez.
Somut olayda da; Davacı yukarıda açıklandığı şekilde resmi şekilde yapılmış bir sözleşmeye dayanmadığı ve böyle bir sözleşmenin varlığını kanıtlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/6999, K. 2007/12408, 23 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama