KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/7497 E., 2007/8389 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.7.2004 gününde verilen dilekçe ile tespit ve tapu iptali ve tescil, karşı davada ise elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 31.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin masraf verilmediğinden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan binadaki 38 numaralı bağımsız bölümün ondan temlik alınması ve yolsuz tescil nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, davalılardan ... tarafından açılan karşı dava ise elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, tapulu taşınmazın tapu dışı satımına değer tanınmayacağından tapu iptali ve tescil davasının reddine, elatmanın önlenmesi istemine ilişkin karşı davanın kabulü ile davacı ve karşı davalının 38 numaralı bağımsız bölüme yersiz elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davacı ve karşı davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten, davalı yüklenici... ile dava dışı arsa sahipleri ... ve diğerleri arasında biçimine uygun düzenlenen 26.9.1997 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğu, 38 numaralı bağımsız bölümünde eser bedeline karşılık davalı yükleniciye bırakılmasının kararlaştırıldığı görülmektedir. Davalı yüklenici bir bakıma arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin bedeli olan bağımsız bölüm tapusunu doğrudan arsa sahibinden isteyebileceği gibi Borçlar Kanununun 162 ve 163.maddelerine dayanarak kişisel hakkını arsa sahibinin onamı gerekmeksizin üçüncü kişilere yazılı olmak koşuluyla devir ve temlik edebilir.
30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında vurgulandığı üzere tapuda kayıtlı taşınmazın mülkiyetini, devir borcu doğuran ve ancak Yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun olarak yapılmadığından geçersiz olan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davası kural olarak kabul edilemezse de Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onun malik gibi kullanmasına rağmen
satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması halinde Türk Medeni Kanununun 2.maddesi gözetilerek davanın kabul edilmesi olanaklıdır. Zira, bu gibi durumlarda şekil koşulunu ileri sürmek dürüst davranma kuralına uygun düşmez.
Somut olayda davacı 5.9.2000 tarihli yüklenicinin dava dışı ...’e satışına ilişkin sözleşmeyi 18.1.2001 tarihinde ondan temlik aldığını ileri sürdüğünden satışın hukuki niteliği yukarıda yazılan İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Şayet, mahkemece yapılacak değerlendirme sonucu temlik sözleşmesinin davacı üçüncü kişiye hak sağladığı sonucuna ulaşırsa o zaman diğer davalı Temel ...
Hacıömeroğlu ile bu kişiye tapuda satış yapan dava dışı kişilerin durumunun Türk Medeni Kanununun 1023 ve 1024.maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
Gerçekten, yasanın 1023.maddesi hükmünce tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunması icap ederse de davacı, davalı kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle kazandığını ileri sürdüğünden davalının ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığı araştırılmalıdır.
Çünkü, Türk Medeni Kanununun 1024.maddesi uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur.
Mahkemece bütün bu anlatılanlar bir yana bırakılarak tapuda kayıtlı taşınmazın satış şekline uyulmadığından söz edilip davanın eksik inceleme ve araştırma ile reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/7497, K. 2007/8389, 27 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama