KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10186 E., 2008/11020 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 16.09.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, genel yola çıkışı olmayan 1875 parsel numaralı taşınmazı yararına, davalılara ait 1874, 1393, 1867, 1868 ve 1869 parsel numaralı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuşlar, bir kısım davalılar yargılamalara katılmamışlardır.
Mahkemece 25.11.2002 tarihli bilirkişi raporunda (1) numaralı seçenek olarak gösterilen yerden davacı parseli yararına, davalılara ait 1869, 1393 ve 1874 parsel üzerinden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Hüküm 1874 parsel maliki davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir.
Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır.
Somut olayda, davacının geçit ihtiyacı içinde bulunduğu tartışmasızdır. Davacının 1875 parseli ile davalı ...’ın 1867 parselinin öncesinde bir bütün halinde kullanıldığı iddia edilmesine göre bu husususun araştırılarak, görünürde en kısa olan bu seçeneğin dikkate alınması,
bu seçenekle ilgili olarak kot farkı ileri sürülmüşse de fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davacının kot farkının giderilmesi masraflarına katlanması gerekeceğinden gerek bu seçenekte gerekse diğer seçeneklerde köprü yapımları da dahil bütün masraflar hesap ettirilerek az yukarıda sözü edilen fedakarlığın denkleştirilmesi ve öncesi bütün halinde kullanılan taşınmazlar bulunuyorsa bu hususun da dikkate alınarak en uygun geçit yerinin tespit edilmesi, buna göre hüküm kurulması gerekir.
Bu hususlar düşünülmeden ve eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.Kabule göre de; geçit yeri bedelinin hükme en yakın zamanda yapılacak keşif sonucu bulunan bedel olması gerekir. Somut olayda dava 16.09.2002 tarihinde açılmış olup hüküm tarihi ise 22.01.2008’dir. Kurulan geçit yeri için öngörülen bedel 15.11.2002 tarihindeki keşifte dava tarihine göre belirlenmiştir.
Bu halde dava tarihi ile karar tarihi arasında taşınmaz değerinde değişim yaratabilecek uzunca bir sürenin geçtiğinin kabulü ile hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılarak buna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/10186, K. 2008/11020, 6 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama