KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10765 E., 2008/12986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.02.2002 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesine belirtme kaydı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, ... ...’in 19.10.1992 tarihli vasiyetnamesi ile 369 parsel sayılı taşınmazdaki hissesine düşen iki daireden ikinci kattakini davacı kuruma vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/1394-912 sayılı dosyasında tenfiz edilerek kesinleştiğini, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/604-1997/540 sayılı dosyasında açtıkları tescil davasının kabul edildiğini ancak tescile konu bağımsız bölüm belirtilmediği için hükmün infaz edilemediğini ileri sürerek, vasiyetnameye konu bağımsız bölümün hangisi olduğunun kapı numarası da belirtilerek davacı kurum adına tescilini istemiştir. Yargılama aşamasında davacı istemini ıslah ederek, vasiyet edilen ve adlarına tescil kararı verilen bağımsız bölümün tespiti ile tapuya şerh verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile “369 parsel sayılı taşınmazda ... ...’e ait 1/2 paya yönelik tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili ile 2 kat 4 numaralı dairenin davacıya ait olduğunun kat irtifakı kurulduğunda tespitine” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davalı ...'in temyizi üzerine karar Dairemizce "HUMK'nun 83 ve takip eden maddeleri ile düzenlenen ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Davanın kısmen olduğu gibi tamamen ıslahı da mümkündür. Bunun yanında aynı yasanın 87/son maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptali neticesi,
koşulların varlığı halinde müddeabihin artırılması da olanaklı hale gelmiştir. Ne var ki, ıslah yoluyla taraf değiştirilemeyeceği gibi ıslahla müddeabih de değiştirilemez. Islah, ancak dava konusu edilen şey bakımından, dava sebep ve sonuç değişikliği yönünden olanaklıdır. Islah yoluyla davada istenilen şeye bir başka şey ilave edilemez. Eldeki davada da davacı tapu iptali ve tescil isteği ile açtığı davasını talep sonucunu ıslah ederek tapu kaydına şerh verilmesi isteğine dönüştürmüştür. Mahkemece, ıslah ile değiştirilen istem hakkında araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, HUMK. nun 74. maddesi hükmüne de aykırı olarak talep aşılması suretiyle sonuca gidilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ve dava konusu 396 parsel sayılı taşınmazda 2. kat 4 nolu dairenin davacıya ait olduğunun tapuya şerhi şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Dava, vasiyet edilen taşınmazın tapu kaydında belirtilmesi isteğine ilişkindir.
Davalıların miras bırakanı 396 parsel sayılı taşınmazda dört dairelik binadan 1/2 hissesine tekabül eden iki daireden ikinci kattaki daireyi davacı kuruma vasiyet etmiş; ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince de vasiyetnamede sözü edildiği şekilde ikinci kattaki dairenin davacı adına tesciline karar verilmiştir. Ancak, tescil hükmü taşınmaz tapuda arsa niteliği ile kayıtlı olup kat irtifakı ya da kat mülkiyeti tesis edilmediğinden infaz edilememiştir.
Şimdi davacı hükmen tescil kararı kapsamında kalan dairenin beyanlar sütununda gösterilmesini istemektedir. Kesinleşmiş mahkeme hükmünün durumun üçüncü kişilere açıklanması açısından beyanlar sütununda gösterilmesi mümkündür. Mahkemece bu nedenle dava kabul edilmiş ise de, davalı yan vasiyet edilen dairenin 2. kattaki 4 numaralı daire olmadığını savunmaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmünde de vasiyet edilen daire numarası belirtilmemiştir.
Bu durumda mahkemenin taşınmaz başında keşif yapılarak vasiyetnameye konu ve davacı adına tescil edilen dairenin hangi daire olduğunu tespit ederek belirtmenin buna göre yazılmasına karar vermesi gerekir. Açıklanan yön üzerinde durulmadan diğer paydaşların haklarını da etkileyebilecek nitelikte hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/10765, K. 2008/12986, 6 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama