KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/14157 E., 2008/14954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.11.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı vekili 14.11.2006 günlü dava dilekçesi ile müvekkilinin 16 parsel numaralı taşınmazı lehine davalıya ait 15 numaralı parselden 3 m genişliğinde geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında;
Her ne kadar yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacının 16 parsel sayılı taşınmazı lehine bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen kısımdan geçit hakkı kurulmasında bir isabetsizlik yoksa da;
1-Kadastro teknisyeni ... tarafından verilen 14.04.2008 günlü bilirkişi raporunda davalıya ait 15 parsel sayılı taşınmazın ertafının tel örgü ile çevrilmiş olduğu ve bunun geçit masrafını artıracağı belirtilmiş olmasına rağmen, bu husus nazara alınarak geçit hakkı kurulabilmesi için tel örgünün ne kadarının kesilmesi gerektiği bilirkişiye tesbit ettirilerek bedelinin belirlenmesi ve geçit bedeline ilave edilmesi gerekirken bu konuya hiç değinilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi ve davacı vekili için avukatlık parasına hükmedilmesi yerleşik Dairemiz kararlarına aykırı olup hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/14157, K. 2008/14954, 1 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama