KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/14706 E., 2009/1989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.02.2005 gününde verilen dilekçe ile tespit, tapu iptali tescil, olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.02.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av.... ile karşı taraftan davacı vekili A... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek bağımsız bölümün rayiç değerinin tahsili, mülkiyet tespiti, ıslah yoluyla öne sürülen istek ise temliken tescil taleplerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın zamanaşımı yönünden reddine dair verilen karar Dairemizin 27.03.2006 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak davacının diğer istemlerinin reddine, 1485 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve davacının kullandığı saptanan 80m2 yüzölçümündeki yerin davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan içtihadı birleştirme kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Davada, yazılı sözleşmeye dayanılmadığını, teklif edilen yeminde davalı tarafından eda edildiğine göre davacının diğer taleplerinin reddinde yasaya aykırılık yoktur. Ancak;
1485 ada 11 parsel sayılı taşınmaz şuyulandırma suretiyle 30 parsel sayısını almıştır. Taşınmazın tapuda davalı ... ve davaya dahil edilen Çayırova Belediyesi adına paylı olarak kayıtlıdır. Türk Medeni Kanununun 684. maddesi hükmü gereğince bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Yasanın 718. maddesi uyarınca da arazi üzerindeki mülkiyet kapsamına yapılar da girer.
Kısaca, bilirkişinin 10.09.2007 tarihli kroki ve raporunda; “... evi” olarak gösterilen taşınmaza da kayden davalı ile dava dışı Çayırova Belediyesi maliktir. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmü gereğince de bu taşınmaz üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi mülkiyet hakkı sahibine aittir.
Dolayısıyla, mahkemenin tespit hükmü kurarak taşınmazı ayrı, mülkiyeti ayrı kişilere bırakması mülkiyet hakkı sahibinin yasadan kaynaklanan kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkını zedeler. Davacı, bu yer üzerine bir bina yapmışsa kanunun malzeme malikine tanıdığı haklardan yararlanarak tazminat isteyebilir.
Yapılan bu saptamalara göre, davacının mülkiyet tespiti isteminin de reddi gerekirken, bu istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/14706, K. 2009/1989, 17 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama