KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2008/192 E., 2008/1692 K.·Alacağın Temliki Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi Tapu İptali Ve Tescil
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2008
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 162 ]
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 163 ]
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 167 ]
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 364 ]
"İçtihat Metni"
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2006 ve 09.03.2007 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.10.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, yüklenicinin temliki işleminden kaynaklanan tapu iptali ve tescil İstemine ilişkindir.
Davalılardan yüklenici, davaya cevap vermemiştir.
Diğer davalı arsa sahibi, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, 26.07.2002 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshedildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse; alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. BK m. 163 hükmüne göre, temlik sözleşmesi, temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir. Ne var ki, alacağın temlikinde aranan yazılı şekil, temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasına engel değildir.
Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yüklenicisi olan taraf, sözleşmede yasaklanmamış ise, teslim borcunu (BK m. 364) yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kazanacağı kişisel hakkını (bağımsız bölüm tapusunun devrini), arsa sahibi ile mevcut sözleşmesine dayanarak doğrudan ondan isteyebileceği gibi, Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi hükmünden yararlanarak, arsa sahibinin rızası da gerekmeden üçüncü kişilere yazılı olmak koşuluyla (BK m. 163) devir ve temlik edebilir.
Yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişi de alacağın temliki hükümlerinden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı ileri sürebilir. Zira, alacağı devralan kişi, evvelki alacaklının yerine geçer. Borçludan ifayı istemek, gerektiğinde de borçluyu ifaya zorlamak artık onun hakkı olur. Fakat temlik alanın ifa talebine muhatap olan borçlu (arsa sahibi), bu talebe hemen uymak zorunda değildir.
Devralan kimse, temlik işlemini ve kendisinin yeni alacaklı sıfatını ispat etmiş olsa bile, borçlu (arsa sahibi) ona karşı birtakım itiraz ve defilerde bulunmak imkanına sahiptir. Gerçekten BK m. 167'ye göre "Borçlu temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir".
Buna göre temliki öğrenen borçlu, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defiler yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
Somut olayda; yüklenicinin edimini yerine getirmediği, bundan dolayı da davalılar arasındaki arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin geriye etkili feshedildiği sabittir. Yüklenicinin arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesine dayanılarak isteyebileceği hakkı olmadığından, şahsi hakkını davacı üçüncü kişiye temlik etmesi de ona bir hak sağlamaz.
Davanın reddi bütün bu nedenlerle doğrudur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/192, K. 2008/1692, 14 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama