KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/2411 E., 2008/7217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 09.06.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 06.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.06.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. .... Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, dava dışı yüklenicinin temliki işlemi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, çekişme konusu bağımsız bölüme karşılık gelen dava dışı yüklenici payını cebri icra sonucu ihaleyle yapılan satıştan satın aldığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İddia, savunma ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerde 290 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın dava dışı yüklenici ... ... tarafından yapıldığı, binanın ikinci katındaki çekişme konusu bağımsız bölümün yükleniciye bırakıldığı, onun tarafından da 15.08.1998 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle davacıya satışının vaad olunduğu anlaşılmaktadır. 290 ada 5 parsel sayılı taşınmazda dava dışı yüklenici üzerinde 2634240/4608000 pay bulunmaktadır.
Aynı binada oturmakta olan tanık sözlerine göre, yüklenicinin üçüncü kişilere olan borcunu karşılamak üzere binadaki bağımsız bölüm maliki olan kişilerden apartman yönetimi tarafından para toplanmıştır. Yine bu tanık sözleri ile tapu kaydının incelenmesinden; davalı ...’in aynı binada oturduğu, kayda göre 28820/48000 payı satın aldığı görülmektedir.
Burada, öncelikle çözümlenmesi gereken husus, davalı ...’in iyiniyetli olup olmadığıdır. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle,satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kural olarak kabul edilmiştir.Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat ”hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir”
Belirtilen ilke, TMK.m. 1023’de aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki m.1024’de "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın ... feda edildiğinde iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüşse, malikin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığının önemle araştırılması zorunlu bulunduğundan davalının Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesi hükmünce cebri ihale yoluyla kazandığı mülkiyeti iktisap ederken iyiniyetli yani gerçekte taşınmaz mülkiyetinin dava dışı yüklenici ... ... tarafından davacıya harici satış sözleşmesiyle temlik edilmesine rağmen bu durumu bilip bilmediğinin, dolayısıyla davacının hakkını bertaraf edecek şekilde ihaleye katılmakta kötüniyetli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Çünkü, haklı bir sebep olmadan yapılan tescil o ... iktisap ettirmez.
Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece, davalının iyi veya kötüniyetli olduğuna ilişkin dosyada toplanan deliller değerlendirilmeli, davalının kötüniyetli olduğu sonucuna ulaşılırsa davacıya dava dışı yüklenici tarafından yapılan bağımsız bölüm satışıyla yapıdan alması gereken arsa payı keşif suretiyle bilirkişiye hesaplattırılmalı, davalının cebri icra suretiyle kazandığı paydan bulunacak bu pay iptal edilmeli, fazla bir istek varsa o istekte reddedilmelidir.
Mahkemece tüm bu yönler üzerinde durulmadan istem yazılı olduğu şekilde reddedildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/2411, K. 2008/7217, 4 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama