KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/3249 E., 2008/4547 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.02.2005 ve 28.06.2005 gününde verilen dilekçeler ile önalım hakkına dayalı tapu iptali tescil ve intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; şufa hakkına dayalı tapu iptali tescil isteminin kabulüne intifa hakkının terkini isteminin reddine dair verilen 13.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin gider olmadığından reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, kendisininde paydaş olduğu 19 parsel sayılı taşınmazda paydaşlardan .... ve.....'nın 02.06.2004 tarihinde paylarını ...'e sattığını ileri sürerek, .... hakkını kullanmak suretiyle tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Birleştirilen davada da ...'in satın aldığı pay üzerine aynı tarihte..... lehine tesis ettiği intifa hakkının da danışıklı olduğunu belirtmek suretiyle terkinini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, şufa hakkının kullanılmasından kaynaklanan tapu iptal tescil davasının kabulüne karar verilmiş, intifa hakkı bedeli verilen kesin süre içerisinde ödenmediği gerekçesiylede intifa hakkının terkini istemi reddedilmiştir.
Hükmü davacı, intifa hakkının terkini isteminin reddine dair verilen kararın yerinde olmadığını belirterek temyiz etmiştir.
Temyiz incelemesine konu olan dava, intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 794.maddesindeki tanıma göre intifa hakkı; taşınır ve taşınmazlar, haklar ve bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı sağlayan bir irtifak türüdür.
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü ya da tüzel kişi ise tüzelkişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. Ayrıca, intifa hakkının danışıklı tesis edildiği iddiası veya ehliyetsizlik nedeniyle ya da iradeyi sakatlayan diğer nedenlerlede hükmen terkini istenebilir.
Eldeki davada davacı, intifa hakkının önalım hakkının kullanılmasına engel olmak amacıyla danışıklı tesis edildiğini ileri sürerek hükmen terkinini istemektedir. Bilindiği gibi, paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşların önalım hakkı kullanabilecekleri Türk Medeni Kanununun 732. maddesinde düzenlenmiştir.
Ancak, bu tür pay devirlerinde paydaşların şufa hakkını kullanmalarını engellemek amacıyla satın alınan pay üzerinde üçüncü bir kişiye intifa hakkı tanındığı uygulamada sık rastlanan olgulardandır. Önalım hakkının paydaşlara tanınmasındaki amaç taşınmazı mümkün olduğu kadar paylı mülkiyetten kurtarmak ve ortaklığın mevcut paydaşlar arasında devamını sağlamaktır.
Hal böyle olunca da, mülkiyeti önalım hakkının kullanılması yoluyla kaybetme riskini taşıyan yeni paydaşın bunu zorlaştırmak için genellikle payı üzerinde intifa hakkı tesis ettirmesi Türk Medeni Kanununun 2. maddesi kapsamınca hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz 461 m2'lik arsa niteliğinde tapuda kayıtlıdır. Davacı, 1032/5532 paya sahiptir. Davalılardan ... 960/5532 payı 02.06.2004 tarihinde satın alırken diğer davalı Necati Söğüt lehine onun vekili olarak aynı resmi senette intifa hakkı tesis ettirmiştir. Taşınmazın yüzölçümü miktarı ve pay oranları nazara alındığında ve ayrıca önalım hakkının diğer paydaşlara tanınmasındaki amaçda gözetildiğinde bu denli küçük bir payda intifa hakkı tesisinin amacının önalım hakkının kullanılmasına engel olmak olduğunun kabulü gerekir. Nitekim, bu kabulün aksi de davalılarca kanıtlanamamıştır.
Mahkemece, önalım hakkının kullanılmasına ilişkin istem kabul edilirken satım bedelinin ödettirilmesine karar verilmiş, ayrıca intifa hakkının terkini istemide önalım hakkının kullanılmasına ilişkin yasal temele dayandırılarak önalım bedelinin de depo ettirilmesine karar verilmiştir. Davacı yan haklı olarak bu bedeli depo etmemiştir. İntifa hakkının önalım hakkını engellemeye yönelik tesis edildiğinin kabulü karşısında mahkemenin davacı yandan intifa bedelini istemesinin hiçbir yasal dayanağı yoktur. Bu bedel gerçekten ödenmiş ise, ancak akitleri arasında sebepsiz zenginleşme nedeniyle istenilebilecek bir bedeldir. Böyle oluncada mahkemenin intifa hakkının terkinini de karar vermesi gerekirken yazılı gerekçelerle davayı reddi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/3249, K. 2008/4547, 3 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama