KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/3857 E., 2008/6966 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.10.2005 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni, kal ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verilerek dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mevcut duvarın yükseltilmesi ve toprak dolgu yapılması suretiyle oluşan komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının tasdikli projeye aykırı bahçe duvarı yapmak ve toprak doldurmak yoluyla oluşturduğu muarazanın duvarların kal’i ve toprağın kaldırılarak önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Keşif sonucu düzenlenen bilirkişinin 27.07.2006 tarihli krokisine göre bir sitede bulunan tarafların 475 ada 14 ve 16 parsel malikleri oldukları her iki parsel arasında krokide ... ile boyanan duvarın bulunduğu iddiaya göre davalının maliki olduğu 16 parselin kırmızı ile boyanan kısmına toprak doldurduğu taraflar arasındaki çekişmenin ortak sınır olan duvarın yükseltilmesi ve 16 parsele toprak dolgu yapılarak komşuluk hukukuna aykırı davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus Türk Medeni Kanununun 721. maddesi hükmünce iki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvarın aksi kanıtlanmadıkça her iki komşunun paylı malı olduğudur. Dolayısıyla
her iki tarafta ortak sınırı olan duvarın kendi mülkü olduğu iddiasında bulunamaz. Ancak, ortak sınırdaki bu duvar sitedeki emsal duvarlara göre daha fazla yükseltilmiş ve iddia edildiği gibi taşınmaz mülkiyeti kullanılırken aşırı dolgu yapılarak komşuluk hukukuna aykırı davranılmışsa davacı Türk Medeni Kanununun 737. maddesinden yararlanarak aşırı kullanmanın meydana getirdiği zararların giderilmesini isteyebilir. O yüzden somut uyuşmazlıkta; bu hususlar üzerinde durulmalı, bilirkişilerden bu konuları açıklayıcı ayrıntılı, gerekçeli ve her şeyden önce yeterli rapor alınmalıdır. Olayımızda, her iki bilirkişi raporu da taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye yeterli değildir.
Türk Medeni Kanunun 683 maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu ...” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. uyarınca herkes, taşınmaz mülkiyetinden ... yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan rahatsızlık vermek yasaktır.
Bu hükmü ile malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bütün bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; yeniden keşif yapılarak konusunda uzman kişilerden sitedeki emsallere göre olması gereken duvar yüksekliğinin ne olduğunu saptamak, davalının sonradan yükselttiği duvarın bu sınırlar içerisinde kalıp kalmadığını belirlemek, yapılan yükseltme ile davalının komşuluk hukukuna aykırı davranışı olup olmadığını özellikle de 16 parsele yapılan dolguyla davalının davacının manzarasını engelleyip engellemediğini ortaya çıkartmak sorunu komşuluk hukuku çerçevesinde yukarıda yazılan ilkeler doğrultusunda değerlendirmek, sonucuna uygun bir hüküm olmalıdır.
Mahkemece, bütün bu yönlerin göz ardı edilmesi suretiyle istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; hükmün tarafları yeni bazı uyuşmazlıklara düşürmeden ve infazda tereddüt yaratmayacak biçimde kurulmasını öngören HUMK.nun 388. ve 389. maddeleri hilafına tesisi de doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/3857, K. 2008/6966, 2 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama