KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5255 E., 2008/5952 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Sıtkı ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, 1000 parsel sayılı taşınmazlarının genel yola bağlantısı bulunmadığını, davalılara ait 999 ve 1504 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı verilmesini talep etmişlerdir. Davalılardan ... ve ... davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 1000 parsel lehine 999, 1501, 1502 ve 1504 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan ... ve ... temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece, uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır.
Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Mahkemece hüküm kurulurken iki ayrı keşifte ayrı ayrı düzenlenen iki ayrı teknik rapor nazara alınarak geçit yeri belirlenmiştir. Teknik bilirkişi ... 'nin düzenlediği rapor ve eki kroki ile keşfe yansıyan hakim gözlemine göre; güneyde yer alan 999 ve 1000 parsel ile kuzeyde yer alan 1501, 1502 ve 1504 parseller arasında kot farkı bulunduğu ifade edilmiştir.
Bu raporda "A" ve "B" harfli zeminler geçit yeri olarak öngörülmüş olup, mahkeme hükmü ile de geçit zemini olarak belirlenmiştir. Sınırlarında kot farkı bulunan taşınmazlarda geçit yerinin ortak belirlenmesi halinde davacı ile mülkiyet ilişkisi olmayan taşınmazlarda ancak ortak sınır tahrip edilecek biçimde geçide zemin hazırlanabilir.
Bu hal başka geçit imkanı olmayan hallerde komşuluk hukuku gereği katlanmayı gerektirir hal kabul edilse de; başka bir şekilde geçit yeri belirlenebilecek hallerde ortak sınır dışında bir yerin geçit yeri olarak tespiti hakkaniyet ilkelerine daha uygun düşer.
Geçit isteyen davacı, kendisine ait 1000 numaralı parselde belirli açıyla kendi yerinden dolgu yapmak suretiyle 1504 parsele sınırda tahribata neden olmayacak şekilde çıkarak, oradan 3 metre genişliğindeki bir zemini batı yönde kullanmak suretiyle geçebileceğine göre, geçidin bu husus gözden kaçırılarak, ortak sınırı tahrip eder biçimde tespiti doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenle 999 parsel sayılı taşınmaz malikleri davalılar Sıtkı ve ...'in temyiz itirazları yerinde olup, hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5255, K. 2008/5952, 8 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama