KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5276 E., 2008/6384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 13.10.2006, 19.10.2006 ve 26.10.2006 gününde verilen dilekçeler ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekilleri ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Birleştirilerek yargılaması yapılan davalarda davacılar, Kadastro Müdürlüğünce 25.9.2006 tarihinde 3402 sayılı yasanın 41. maddesi uyarınca, tersimat hatasının bulunduğu gerekçesiyle düzeltme yapıldığını, yapılan düzeltme ile taşınmazların geometrik durumlarının değiştiği ileri sürerek, işlemin iptali isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davacı ... tarafından davalılar ... ve Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ... ve ... tarafından ... hakkında açılan davanın reddine, ..., ... ve Kadastro Müdürlüğü hakkında açılan davanın kabulüne, 19.09.2006 tarihinde yapılan düzeltme işlemine konu krokide D harfi ile gösterilen kısmın 248 parsele ilavesi şeklindeki işlemin kaldırılmasına, davacı ...’un ..., ... aleyhine açtığı davanın reddine, diğer davalı ..., ..., ... ve Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile 246 parselin C harfi ile gösterilen kısmının komşu 254 parsele ilavesi şeklindeki düzeltme işleminin iptaline şeklinde
hüküm kurulmuş, hükmü, ..., Kadastro Müdürlüğü ve ... temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
22/2/2005 tarihli 5304 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik anılan madde, “Kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müraacatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltilir.”şeklinde iken 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasanın 9. maddesi ile, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir...” hükmünü taşımaktadır.
Bilindiği gibi, harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanunu’nun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verileceği kabul edilmiştir.Harita ve plandan maksat diğer bir ifade ile mülkiyetin kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın ölçü değerleridir. İşte 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamını belirlemek ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hataların düzeltilmesi amaçlanmakta olup, düzeltme ile mülkiyet aktarımı yapılmamaktadır. Mülkiyet aktarımı yapılmasını gerektirecek nitelikteki, madde kapsamında olmayan hatalar ancak tapu iptali ve tescil davası ile çözüme ulaştırılabilir.
Somut olayda, Kadastro Müdürlüğünün iptali istenen işlemi ile 246, 248, 250 ve 254 parsel sayılı taşınmazların takeometrik ölçü krokisindeki değerler ile paftanın uyumsuz olduğu gerekçesi ile düzeltme yapılmıştır. Düzeltme istemini 250 parsel maliki talep etmiş, eldeki davayı da düzeltme işlemine konu taşınmaz malikleri birbirlerine karşı açmışlardır.
Taşınmaz başında yapılan keşifte alınan bilirkişi raporuna göre, düzeltme işleminin zeminle uyduğu, ancak orijinal ölçü değerleri ile uyumsuz olduğu bildirilmiş, mahkemece istem 246 ve 254 parseller yönünden iptal edilmiştir. Ancak, alınan bilirkişi raporuna göre, işlemin 41. madde ile uyumsuz olduğu, mülkiyet hakkının kapsamını belirleyen ölçü değerlerinin esas alınmadığı, düzeltme işlemi ile zemindeki durumun hukukileştirilmeye çalışıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca işlemin tümden iptali gerekirken, maddenin amacıylada bağdaşmayacak şekilde kısmen
iptali doğru olmamıştır. Davada ayrıca ele alınması gereken bir başka sorunda Kadastro Müdürlüğüne davanın yöneltilip yöneltilemeyeceği sorunudur. Burada yargılama hukuku açısından davalıdan ne anlamak gerektiğine değinmekte yarar vardır.
Subjektif hakkı ihlal edilen kişinin mahkemeden hukuki koruma isterken, bu hakkı ihlal eden kişiye karşı koruma talebinde bulunmaktadır. Davalı subjektif hakla doğrudan bağlantılı ve bunu davacı açısından ihlal eden kişidir. 41. maddeye göre düzeltme işlemleri az yukarıda da açıklandığı gibi, kadastro müdürlüğünce resen veya ilgililerin talebi üzerine yapılmaktadır.
İşlemin yasaya aykırı olduğunu ileri süren kişi davasını düzeltme işlemi için başvuruda bulunan kişiye, kadastro müdürlüğünce resen düzeltme yapılmış ise de müdürlüğe karşı yöneltmelidir. Bu arada işlemin iptal edilme ihtimali nedeniyle, düzeltme ile yararına değişiklik yapılan kişilerinde davada yer alması gerekir.
Somut olayda ise, 250 parsel maliki düzeltme başvurusunda bulunmuş, düzeltme kapsamına alınan tüm taşınmazların geometrik durumu değişmiş ve taşınmaz malikleri birbirlerini hasım göstererek eldeki davaları açmıştır. Dolayısıyla, Kadastro Müdürlüğünün işlemi yapmak dışında dava konusu hakla bir bağlantısı tespit edilememiştir.
Bu durumda uyuşmazlığın birbirine komşu düzeltme kapsamındaki taşınmaz malikleri arasında çözüme ulaştırılması gerekeceğinden Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın da pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken aleyhine hüküm kurulması ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5276, K. 2008/6384, 16 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama