KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5328 E., 2008/6080 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.7.2006 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki miktar fazlası belirtmesinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.2.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava 9 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan “fazla çıkan 2851 m2 Hazineye ait olup 5.10.1946 tarih 347 no ile Defterdarlığa bildirilmiştir.” şeklindeki belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz 13.12.1932 tarih 94 numaralı tapu kaydına dayanılarak 18.5.1944 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu 12960 m2 lik 22 zeytin ağacına havi bağ vasfı ile 46 ada 79 parsel olarak tescil edilmiştir. Taşınmazın İmar-Islah uygulamaları sonucu çeşitli ada ve parsellere revizyon görmesi sonucu dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaz oluşmuş ve taşınmazın beyanlar hanesine de "2851 m2 Hazine fazlalığı vardır" şeklinde belirtme düşülmüştür. Şimdi davacı bu kaydın terkinini istemektedir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu belirtme 10 yıllık süre içerisinde tapu kaydına da 05.10.1946 tarihinde aynen aktarılmıştır. Eldeki dava ise, 11.04.2007 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki belirtmenin terkini için açacağı davalarda 10 yıllık hak
düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Gerçekten, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu m.12/3’deki “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki belirtmenin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir.
Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu ve re’sen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur. Somut olayda.
9 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının geldi kayıtlarının beyanlar hanesine miktar fazlası belirtmesi Hazine tarafından tutanağın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde işlendiğine, kadastro tutanağı 18.5.1944 tarihinde kesinleştiğine, dava ise, 12.7.2006 tarihinde açıldığına göre, hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacılar, Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 Sayılı Kanunda değişiklik yapan 4916 Sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddi yerine, istemin yazılı bazı gerekçelerle hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5328, K. 2008/6080, 9 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama