KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5336 E., 2008/6215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.04.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, dava dışı babası ... ’a ait 34 parsel sayılı taşınmaza onun muvafakati ile iyi niyetle bina yaptığını, babasının evli olmasına rağmen başka kadınlarla evlilik dışı birlikte yaşamak istemesi nedeniyle aralarında anlaşmazlık çıktığını, babasının dava konusu taşınmazı danışıklı olarak tapudan davalıya devrettiğini ileri sürerek Medeni kanunun 724. maddesi uyarınca temliken tescil istemiştir.
Davalı, taşınmazı tapudan iyi niyetle satın aldığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne taşınmazın ifrazı mümkün olmadığından binanın bulunduğu yere isabet eden 90/330 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, Türk Medeni kanununun 724 . maddesi ve danışıklılık iddiasına dayalı temlikken tescil istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanan bina sahibi yasanın aradığı koşulların bulunması halinde bu hakkını binayı yaparken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı kullanmalıdır. Taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı ise ancak, bina sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla kötü niyetle taşınmazı satın alması halinde ileri sürülebilir.
Bu nedenle çözümlenmesi gereken husus davalı ...’ın taşınmazı iyi niyetli iktisap edip etmediğidir. İyi niyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. “Bu ilke Türk Medeni kanununun 1024. maddesinde de “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz “ şeklinde açıklanmıştır.
İddia, savunma, tanık beyanları, tapu kaydı ve dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının babası ...’in evli iken başka kadınlarla evlilik dışı birlikte yaşaması nedeniyle davacı ile aralarında anlaşmazlık çıktığı davacıyı cezalandırmak amacıyla 01.06.2005 tarihinde 38, 299 ada 2, 285 ada 4 parsel sayılı taşınmazlarını dava dışı ... Akar’a, 285 ada 6 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 34 parsel sayılı taşınmazı davalıya tapudan devrettiği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz Çınarlı köyünde bulunmakta olup, davalının küçük bir köyde davacı ile babası ... arasındaki yukarıda açıklanan anlaşmazlıkları bilmediğini kabul etmek hayatın olağan akışına uygun olmadığından iyi niyetli olduğunun kabulüne olanak yoktur.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalının dava konusu taşınmazı tapudan iyi niyetle satın aldığına dair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- 3194 sayılı İmar Kanunun 18.maddesinin son fıkrasına göre “Veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükmüne göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunun uygulaması, tarım ve hayvancılık, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde, her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz” hükmü getirilerek, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisselere ayrılarak satışı ve satış vaadi yapılması kamu düzeni gereğince yasaklanmıştır.
Mahkemece anılan yasa uyarınca hisse tescilinin mümkün olup olmadığı araştırılmadan yazılı olduğu şekilde hisse tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; Hukuk Usulü muhakemeleri kanununun 74. maddesi uyarınca hakim kural olarak iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Talep olmadığı halde bilirkişi raporunda işaretli evin davacı tarafından yapıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; Davacı yararına binanın bulunduğu kesimin arsa değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, arsa ve bina değerleri toplamı üzerinden vekalet ücretine hükmolunması da doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5336, K. 2008/6215, 13 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama