KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5538 E., 2008/6998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
270 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.10.2003 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.06.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 21.02.1979 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemi ile ... Köse, ... Yılmazdere ve ... ... hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır.
Davalılar, ... ... mirasçısı olmadıklarını, haklarında açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ... ... mirasçıları ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... davaya dahil ettirilerek istem hüküm altına alınmıştır.
Hükmü, davalılardan ... ... temyiz etmiştir.
Görülüyor ki, 23.10.2003 tarihinde açılan davada hasım ..., ... ve ...’dir. Dayanılan 21.02.1979 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu ise 21.02.1979 tarih 27-32 numaralı tapu kayıtlarındaki sonradan davaya dahil edilen kişilerin ortak mirasbırakanı ... ...’ya ait paydır. Gerçekten, savunulduğu gibi dava dilekçesinde hasım olarak isimleri yazılanların ... ...’yla bir ilişkisi yoktur. Başlangıçtaki davada, davaya dahil edilenler hasım gösterilerek ve peşin harç ödenerek açılmış değildir.
Bir davada, davanın gerçek hasım aleyhine açılması o davanın başarı ile sonuçlanması için adeta bir ön koşuldur. Diğer taraftan, davanın husumetin teşmili yoluyla davaya dahil edilmeyen üçüncü kişi veya kişilere yöneltilmesine
olanak veren bir yolda yargılama usulünde öngörülmemiştir. Hakkında yöntemince dava açılmayan kişiler bakımından usulüne uygun bir dava açılmış gibi çekişmenin esasına yönelik hüküm kurma olanağı bulunmadığı düşünülmeden istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5538, K. 2008/6998, 2 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama